| Yazanlarda |
|
Kocaözü Kıdemli Üye

Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006 Gönderilenler: 488
|
| Gönderen: 05-Mart-2009 Saat 08:29 | Kayıtlı IP
|
|
|
| Ömer Faruk
Yer:
Tarih: 04.03.2009 / 23.23.13 |
Haydi,
Gurban olam haydi, bir selam götür sılama. Başta anama babama , hep sorancağızıma. Halhatır edip, nurlu ellerden öp amma, Sılam seni büyüsüne sarmadan , gaç da gel.
Dağlarımda karlar erimektedir şimdi. Eteklere doğru yeşil giymektedir şimdi. Tarlam tohumu özlemektedir şimdi. Gurban olam emanete bir bah da gel.
Cılgalar hasretle bekler durur şimdi, Nazlı toprak ,tel tel tellenmiştir şimdi. Nasibim,yağmurla bellenmiştir şimdi. Gurban olam sılamı bir yohla da gel.
Toprak bahar için demlenmiştir şimdi, Bahçeler yavaştan çimlenmiştir şimdi, Anamın gözleri nemlenmiştir şimdi, Gurban olam anamın gönlünü yapda gel.
Çaynağın tepesi sellenmiştir şimdi, Goyzün Deresi dellenmiştir şimdi, Sılam yeni baharla şenlenmiştir şimdi, Gurban olam ahunuruma varda gel.
Seçim, oy, seçmenlik dillenmiştir şimdi, Dostlarım, dostlarına kinlenmiştir şimdi. Ellerde seçmen listesi tenlenmiştir şimdi, Gurban olam merahtayım bir havadis alda gel.
Yine durmadı hissiyat depreşti şimdi. Geçmiş unutulmazmış,netleşti şimdi. Sılaya hasreti burda dertleştik şimdi. Gurban olam özümden bir nefescik alda gel.
|
| Ömer Faruk
Yer:
Tarih: 22.02.2009 / 22.53.42 |
Eey Nefsim!
Sen nasıl bir varlıksın , ey nefsim! Bir elde kadeh bir elde Kur’an, gezersin Çenen durmaz , laf-ı güzar edensin. Söylesene eey nefsim,samimiyeti neyledin
İki yalan kuran, bir hile edensin, Ortalığı bulandırdın toz duman edensin Buldun mu bir fırsat, fırsatı cep edensin Söylesene eey nefsim dürüstlüğü neyledin.
İnsanlık bana göre değil, zordur diyensin, Yanına hırsızı, arsızı yoldaş eyleyensin Hileyi harama katıp,tam gözünden yiyensin, Söylesene eey nefsim şerefi neyledin.
Susmazsın ,çirkin sözü ardı ardına dizersin. Yetim,garip,fakir fukara demedin ezersin, Belli ki yetmedi , ol cihanı gezersin, Söylesene eey nefsim onuru neyledin.
Hak hesabı yapmazsın ,çıkarını gözlersin Birini sen alsanda, öbüründen geçmezsin, Zalimi dost bilip,mazluma gönül vermezsin. Söylesene eey nefsim bu dünyayı neyledin.
Senin olmayanı ,güzelden görmezsin, Doğru konuşanı, cidden sevmezsin, Koltuk benim,makam banadır diyensin, Söylesene eey nefsim musallayı neyledin.
Gün gelir ,ucuz hesaptan hesap sorarlar. Kurduğun dümeni, mahşerde“esastan” bozarlar. Yazdığın amel sayfasından beni yakarlar, Üç günlük dünyayı sattında ebediyeti neyledin.
|
| Ömer Faruk
Yer:
Tarih: 05.02.2009 / 23.30.28 |
Özlerim Seni,
Orda her şeyler tanıdık. Geçmiş orada saklar beni.
Yollar tanıdık. Yürüdüğümde anılar karşılar beni.
Rüzgar tanıdık. Tepeden tırnağa okşar beni
Gökteki Güneş tanıdık. İlk görüşte alnımdan öper beni.
Ağaçlar tanıdık. Baktığımda emeklerim kucaklar beni
Dağlar tanıdık. Çobanlık günlerim çağırır beni Evler tanıdık. Çatı görünümlü şapkayla selamlar beni.
Okul tanıdık, Her karşılaşmada sorgular beni.
İnsanlar tanıdık. Bazıları tanımasa da beni.
Ve hatıralar tanıdık. Onlarda olmasaydı sahi,
Kim Kocaözülü yapardı beni. Bundandır sebep, özlerim seni. Ömer Faruk
|
Düzenleyen Kocaözü 05-Mart-2009 Saat 08:55
|
| Yukarı Dön |
|
| |
Kocaözü Kıdemli Üye

Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006 Gönderilenler: 488
|
| Gönderen: 05-Mart-2009 Saat 08:51 | Kayıtlı IP
|
|
|
Gönderen: Yusuf Ozkan
Yer:
Tarih: 10.02.2009 / 09.19.08 |
Çooook...,çok oldu,
Yayladaki tek göz ağıla göçmeyeli, Koyunları kıra , çayıra sürmeyeli, Kuzulara “ağhorey” demeyeli , İnan ki dostum çok oldu.
İş başında, baş soğanla aş yemeyeli, Tarlada çüt sürmeyeli,tapan vurmayalı, Önlükten toprağa tohum sepmeyeli, İnan ki azizim çok oldu.
Hozan üstü, örmeyle şelek almayalı, Dirgenle, kayışlı patoza sap atmayalı, Harara, ayakla saman basmayalı , İnan ki üst’adım çok oldu.
Çayırda tırpanla ot biçmeyeli, Sarıkızın ahırdan sesini duymayalı, Yolda,yük altında eşeği yatırmayalı, İnan ki dostum çok oldu.
Geceleri dam üstünde yatmayalı, Evden yaylaya yayan gitmeyeli , Yürürken çamura çipele batmayalı , İnan ki azizim çok oldu.
Harık çekip köslüyle bahçe sulamayalı, Ayağıma bıtırak,elime diken batmayalı , İki üvez, bir sivriyle kardeş olmayalı, İnan ki üst’adım çok oldu.
Baharın kırda parlayan navruzu görmeyeli, Ganguçla topraktan çiğdem sökmeyeli , Kengeri kanatıp,sütünü sakız etmeyeli, İnan ki dostum çok oldu.
Gece vakti bahçeden hıyar yolmayalı, Evçeride taze ekmekle dürmeç yapmayalı, Aşağı damda çul çuval dokunmayalı , İnan ki azizim çok oldu.
Köyden şehre göç edeli çok oldu. Dün yaş onbeş di şimdik ondan çok oldu. Dileğim bir satırdı,bilmem ki birden ne oldu. İnan ki dostum çok oldu.
Kötü günümüz ,ey günümüzden çok oldu. Köy hakkında işittiklerim az idi, çok oldu. “Oy,seçim”diyenler,canı cana küs edenler. Vallah, sussunlar gayri, yetti artık çok oldu.
|
Gönderen: Yusuf Ozkan
Yer:
Tarih: 15.02.2009 / 23.10.29 |
Anne
Şu siyaset ne garip şey anne, İki kelimeyle anlatayım da, dinle.
Geçenlerde yanıma bir yolcu oturdu, Soluklanmak için birazcık durdu. Dertleşti benimle(!)heycanla konuştu, Kelamı yoktu amma küfürü boldu.
Dur sakinleş hele bir anlat dedim, Çaycıya iki şekerli birde çay söyledim.
Dedim kardeş,sıkıntın nedir,sana n'oldu? Hele dur ,dinlen betin benzin soldu. Meğer sebep köydeki seçimlermiş anne, Adamcağız saç baş koymadı yoldu.
Değer mi kardeş etme küfür,yazıktır sana, Derdini tekrardan anlat, baştan bir bana,
Arkadaş , komşusundan bir oy istemiş, O da “ veremem arkadaş,olmaz “ demiş. Bizim ki yaptığı iyilikleri bir bir söylemiş. Oralı olmamış komşu, geri göndermiş.
Anlattı bizim ki anlattıkça saydı, sövdü. Geçmişte yaptığı iyiliğine dizlerini dövdü.
Dedim, “ siz komşusunuz ayıp etmişsin, Bırak oyunu canının istediğine versin”. Sordum,“doğrusu bu değil mi,sen ne dersin”? Dedi “yarından tezi yok, mutlak gebersin”.
Şok oldum anne inan bana şok oldum. Verilen tepkiye iliklerime kadar dondum.
Dayanamadım kalktım, ayrıldım oradan. Hesabı ödedim cebimde ki bozuk paradan. Dedim,”sizlere akıl fikir versin Yaradan”. Gün gelir utanırsınız vakit geçince aradan.
Birbirine sövenler kardeş değil miydiniz dün? Ne de ucuza sattınız kardeşliğinizi bu gün.
Mürekkep bitti, dil sustu, süre doldu. Bilirim ki Yusuf Ozkan biraz çok oldu. Daha yazmayacağım demiştim amma, Ne yapayım, can çıkar huy çıkmaz oldu.
Yusuf Ozkan |
Düzenleyen Kocaözü 05-Mart-2009 Saat 08:54
|
| Yukarı Dön |
|
| |
Kocaözü Kıdemli Üye

Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006 Gönderilenler: 488
|
| Gönderen: 05-Mart-2009 Saat 08:52 | Kayıtlı IP
|
|
|
Gönderen: ÖNDER EROL
Yer: ANKARA
Tarih: 11.02.2009 / 14.02.13 |
ADAM GİBİ ADAM ÖZLEM DUYDU,HASRET KALDI SILAYA AYRI KALDI, KAPANMAZ İÇİNDEKİ YARA VATAN DEDİ,KÖYÜM DEDİ,TOPRAK DEDİ GELDİ DİYARA DİRİSİNİ SİLDİNİZ, ÖLÜSÜ GELİR MERAK ETMEYİN
YILLARCA GÖZYAŞINI İÇİNE AKITI SEZDİRMEDİ ÇELMEYİ,TUZAĞI,DALEVERAYI HER AN BEKLEDİ İNANIN BUNLARI HİÇ HAKETMEDİ DİRİSİNİ SİLDİNİZ, ÖLÜSÜ GELİR MERAK ETMEYİN
BÜTÜN KÖYE,EŞE DOSTA,SIRTINDAN VURAN AKRABAYA SELAM EYLEYİN VATANINA,TOPRAĞINA,KÖYLÜSÜNE SAHİP ÇIKARDI DEYİN BİRGÜN ANSIZIN,SABAHLEYİN DİRİSİNİ SİLDİNİZ, ÖLÜSÜ GELİR MERAK ETMEYİN
NEVZAT EROLA İTAFEN |
|
| Yukarı Dön |
|
| |
Kocaözü Kıdemli Üye

Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006 Gönderilenler: 488
|
| Gönderen: 05-Mart-2009 Saat 08:55 | Kayıtlı IP
|
|
|
| esin şanlı
Yer: malatya
Tarih: 08.02.2009 / 08.10.12 |
İNSAN OLMAK KOLAY DEĞİL
Durup durup bana sorma Bunu bilmek olay değil İnsan doğduk insan ama İnsan olmak kolay değil
Kalpten başka bir yolu yok Aşktan başka bir dalı yok Kitabı yok okulu yok İnsan olmak kolay değil
Yüreğinde sevgi yoksa Gözlerinde şefkat yoksa Dünyalar da senin olsa İnsan olmak kolay değil
Neler gördük bu dünyada Neler verdik bu uğurda Sultan olmak kolaydı da İnsan olmak kolay değil!
|
|
| Yukarı Dön |
|
| |
Kocaözü Kıdemli Üye

Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006 Gönderilenler: 488
|
| Gönderen: 18-Mart-2009 Saat 08:13 | Kayıtlı IP
|
|
|
| Yusuf Ozkan
Yer:
Tarih: 18.03.2009 / 00.15.54 |
Artık,
Çalışmadan kazanmayı, İstemeden hem elmayı, Karnımızı doyurmayı Bekliyoruz artık.
Yorulmadan terlemeyi, Bakmadan görebilmeyi, Çiğnemeden yutmayı , Bekliyoruz artık
Söylemeden anlatmayı, Susturmadan dinletmeyi, Çağırmadan inletmeyi, Bekliyoruz artık
Okumadan düşünmeyi, Çizmeden resmetmeyi, Ellemeden oynatmayı , Bekliyoruz artık.
Düşünmeden akletmeyi, Hak etmeden mertebeyi, İmkansıza mucizeyi, Bekliyoruz artık.
Derim ki; artık azim gerek, Birlik için dirsek verek, Gurur, kibir , sen-benliği Beklemem!Yeter artık yere serek.
|
|
| Yukarı Dön |
|
| |
Kocaözü Kıdemli Üye

Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006 Gönderilenler: 488
|
| Gönderen: 06-Nisan-2009 Saat 10:05 | Kayıtlı IP
|
|
|
Gönderen: çitil
Yer:
Tarih: 04.04.2009 / 00.05.01 |
Yola bakan mahsun ceviz, Artık altından o geçmeyecek, Yoldan ne bir ses var ne de iz, O uçmuş uzak bir yere dayanmış
Bahar geldi yine açmış çiçekler, Hanın kayası da seni bekler, Üstelik ceviz ağacı da uyanmış, Gözlerinden dem almış göğe boyanmış,
Bu sene biraz mahsun mu ne, Kalmamış yoldaşı gitmiş ahrete, Meğer bahara uyanmamış dede, Gelir diye alıç da aldanmış,
Sümbül nergiz anıh boy vermiş, Bahcadaki arılar uğol vermiş, Yengem de seni çok beklemiş, Ağlamamış inan tülbendi kirpiğe bulanmış
Bademler de seni unutmamış, Seni şehire göctü sanmış, Baharda nasılsa gelir demiş, Cevizle hoş sohbete dalmış,
Bahçedeki kayısı yine çiçeğe durdu, İlaç atarsın diye hayaller kurdu, Geliş haberini hep cevizden alırdı, Bu sene çıt yok, sanki dili tutulmuş,
Bahcede geç yapraklanmış hocamıza, Kışın yoktun kurum mu dolmuş bacamıza, Otobüs korna çalarak gelmiş hizamıza, İnen olmamış dede bugün de gelmemiş,
|
|
| Yukarı Dön |
|
| |
Kocaözü Kıdemli Üye

Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006 Gönderilenler: 488
|
| Gönderen: 25-Haziran-2009 Saat 08:05 | Kayıtlı IP
|
|
|
| Omer Faruk
Yer:
Tarih: 11.06.2009 / 23.12.17 |
Toprağım
Dedemin emekleri izsiz olmuş. Dikenler bahçede boy boy olmuş. Tarlaya çektiği yol otlarla dolmuş. Hey can toprağım halini duydum ,üzüldüm.
Ördüğü taştan duvar yerle bir olmuş. Suyunda serinlediği göl yosunla dolmuş. Bin zahmetinen diktiği ağaçlar sararmış solmuş. Hey can toprağım işittim , üzüldüm.
Anama yaptırmışım tava ekmeği. Yok mu şimdi bunun bir eksiği? Tarla başı değil mi ,bu ekmeğin gereği. Hey can toprağım gelemedim üzüldüm.
Her gün biraz daha uzuyor yollar. Nefsim nefsini hesapsız kollar. Bir kerecik sevebilseydi seni bu kollar. Hey can toprağım gelemedim üzgünüm.
Benden sana son kez olsun bir öğüt. Hiç durma su bulduğun yerde çıkar bir söğüt. Dedemin hatırasını yad etmeye acele seğürt. Hey can toprağım şimdik acep ne haldesin?
Toprağım, dostun kapısını dost çalarmış. Bulmadıysa mutlak haber salarmış. Olmadıysa kötü rüyalara dalarmış. Sen dalmadıysan essah dost değilsin toprağım.
Dost , selam almadan selam verenmiş, Dost, kapıya gelinmeden sofrasını serenmiş. Dostuma laf ettirmem deyip dirsek gerenmiş. Dirseğini ger , bağrını bereketle doldur geleceğim. Dirsekte acı varsa sen dost değilsin toprağım.
|
|
| Yukarı Dön |
|
| |
Kocaözü Kıdemli Üye

Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006 Gönderilenler: 488
|
| Gönderen: 19-Şubat-2010 Saat 05:06 | Kayıtlı IP
|
|
|
Gönderen: Ne Güzel
Tarih: 19.02.2010 / 03.27.22 |
NE GÜZEL CAHILDIK. Dışarıda kar... Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki. Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu... Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli. Ekmek her zaman ekmek gibi... Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...
Dışarıda kar... İçeride kanaat... İçeride huzur...
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı. Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk. Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu. Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar... Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası...
Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi? Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı. Çay da kokardı... Domates de... Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu. Dışarıda kar... İçeride huzur... Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi... Kimin umurunda... Ne güzel cahildik. Mutluluğun resmini çiziyorduk...
|
|
| Yukarı Dön |
|
| |
Kocaözü Kıdemli Üye

Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006 Gönderilenler: 488
|
| Gönderen: 20-Temmuz-2010 Saat 13:47 | Kayıtlı IP
|
|
|
Gönderen: zihni sinir
Tarih: 20.07.2010 / 11.44.39 |
…………………………………………………………………………………………………………………………………………………..&nb sp; …… şiirleri, akademi çevresinde, elden ele dolaşıyormuş… Şimdiden fanları bile oluşmuş…muş… hadi bunları anladık ta, Dünya Edebiyatçılar Birliği tarafından nasıl olur da uluslar arası “ sir ” ünvanı verirler…İşte bunu anlamak zor… Onlara sormak lazım, acaba şiirleri, böylesi bir uluslar arası ödülü, gerçekten hak ediyor mu… Diğer bir husus, bildiğim kadarıyla bu unvan, İngiltere’de egemenlerle tam bir uyum içinde olanlara verilir… Halk için yazdığını söyleyen biri için bu ödülü almak biraz tuhaf değil mi? Prof. Dr. Sinan Susam ( sokak şairlerini esirgeme derneği as başkanı) ………………………………………………………………………………………………………………………. Pırasa Gazetesi’nin 26.08.2009 tarihli “ Edebiyat Söyleşileri “ adlı yazısınından alınmıştır.
Onur Sezgin'den ' Tiyatral Şiirler '
1.perde 2.kısım “ Gökkuşağı gibiydi ”
Birinin bana “ Üstat! ” diye seslendiğini sandım Ve “ Efendim! ” diye yanıtladım onu Neden mi? Sonsuzluğu gördüm dün gece
Saf ve tükenmeyen bir kaynaktan, Her türlü rengin bir araya geldiği Büyük bir gökkuşağı gibiydi Parlak olduğu kadar dingin Onur Sezgin 27.08.2009
1. perde 2. kısım “ 11 yaşındaki bir çocuktan - Kumarbaz babaya öfke ”
Tanrı seni korusun, Aklı şaşmış ve bunamış babam, Sana böyle eziyet eden kemirgenlerden! Nedir bu halin? Lazım olur diye Sakladığım oyuncak tabancamla Vurdum işte bütün kumarbazları! Onur Sezgin 27.7.1977
1. Perde 2. kısım “ Küskünüm benim! ”
Küskünüm benim! Ben ona böyle derdim çünkü Kabul ediyorum biraz hassas ve kırılgandı Küstürmüşüm onu…
Ve bir gün… Kopardılar onu benden Makasın bileşen uçları, Kesip ayırdı kutsal saçı bedenimden Sonsuza kadar…
Ve o zaman, onun (Seval’imin) Gözbebeklerinden şimşekler çaktı Ve karanlık gökyüzünden yağmurlar boşaldı Hiç bitmeyen…
Varsın bu hava, bu su, Bu yeryüzü kargaşalığa düşsün İnsanlar, hayvanlar, kurtlar, kuşlar mahvolsun! Sonsuza değin lanetli olsun, Bu nefret edilesi gün En güzel, en çok sevdiğim varlığı Kapıp gittiği için Onur Sezgin 30.11.2008
2.perde 2.kısım ” Tam o anın koordinatları ”
Işıksız bir yerde, Dört yanımda tehlike Labirentin tam ortasındayım
Üstümde de garip bir ağırlık
Bir ad veremiyorum buna Eğer çaresizlik demezsem, Ne diyebilirim bu duyguya Onur Sezgin 04.09.2009
1.perde 2.kısım “Anılar “
Nöbet tutma sırası, bana geldiğinde; Kaskatı buzlar, zincirleriyle Sımsıkı bağladılar ayaklarımı Hiç bir şey duymuyordum orada Durmadan esen poyrazın ulumasından başka
Kızıl renkli sonbahar ağaçlarına bakıyordum Ölümden hiç korkmuyorlardı Tek Tanrılı dinlerin; Belli ki, onlara kazandırdıkları Ruhun ölümsüzlüğü umuduyla avunuyorlardı Onur Sezgin 09.08.2009
Aşk bitti Heyecan da öyle Evlilik bir ölümdür artık bu şekilde
Oysa “ Heyecandı “ çok önceden Bize bu nikâh yeminini ettiren Bitti, hepsi bitti Onur Sezgin 3.08.2008
1.perde 2.kısım “2008 Türkiye'si”
Üstü örtülü gerçekler, Bir bir açığa çıkıyor şimdi
Doğanın yasaları, Gecenin karanlığına gizlenmişti ya, Tanrı “Edison doğsun” dedi Ve ışığa boğuldu her şey Onur Sezgin 23.11.2008
2.perde 2.kısım “ Yaş 45 “
Ayak tabanlarında oluşan her nasır; Bir acı verir insana Tüketilemeyen bazı arzulardan mı? Yoksa boşa çıkan umutlardan mı? Bilinmez ya, Ak düşmüş her saç telinin ardında Bir gözyaşı saklıdır Çıkmakla işlediği suça üzülüp ağlarcasına Onur Sezgin 21.07.2008
2. perde 1. kısım “ Metafizik Usulü Ayrılığın Koordinatları “
İkimiz de tek başına kaldık şimdi Ama ben, Daha büyük bir şehirde, Daha kalabalık bir caddede kayboldum Çevremi saran bu uğultu, Beni hiç bilmediğim bir yöne sürüklüyor Başımda hafif bir ağrı, Ayaklarım yorgun Pusulam kayıp! Onur Sezgin 8.12.2008
1. perde 2. kısım “ Bir Mutluluk Şarkısı “
Dünyayı bir su damlasının içinde görmek − Ne güzel! Ve bir kır çiçeğinde cenneti
Zamanı kum saatinin içinde sıkıca tut! Bak, sonsuzluk ellerinde işte! Yaşlılık korkutmasın artık seni Açlık ve ölüm de İstersen güneşi verebilirim sana Eskiden bahçede oynadığım yerde
Ama bana inanmadığını söyleme Ben bir mutluluk şarkısı yazdım Her çocuk dinleyip sevinsin diye Onur Sezgin 12.10.2008
1.perde 3.kısım “ Tragedya usulü sitem etmenin koordinatları ”
Öfke ve hüzün, İçime işliyor Bir virüsün bedeni istila etmesi gibi
Kader Tanrıçaları, beni işe yaramaz sandılar Böylece yanılarak hepsi Alın yazıma razı oldular
Öyleyse gökyüzüne doğru çekmesinler ruhumu Sürünerek gitmeliyim ateşe Kısa bir yolculuk olmayacak zaten bu
Yanarken alevler içinde, Bir tek aşağılık gözyaşı dökmeyeceğim Korkudan değil, acıdan kızaracak yüzüm, eğer kızarırsa
Ey ruh, kül tanelerine dön; Akan bir derenin, bulanık sularına karış ki, Seni bir daha bulamasınlar Ve bu şekilde dağılsın Evrenin insafına kalmış o küçük parçacıklar. Onur Sezgin 02.09.2009
1.perde 2. kısım “ Soylu geçinenlerle alay etmenin koordinatları ”
Benim oldukça eski ama soylu Ya da soysuz kanım, Nebula denen gaz kütlesinden beri Kurt ve kuşun kanatlarında mı? Uçup gitti yani?
Buna şaşmamalıyız Namuslu doğa bizi aptal yarattıysa Daha çok destan yazar tarih kitaplarımız Onur Sezgin 11.12.2008
2.perde 1.kısım ” İltifat etmenin entelektüel koordinatları ”
İnan ki, çok merak ediyorum, Senle ben ne yapardık Birlikte yaşamadan önce?
Öyle denk gelmişiz ki… Bir pergelin iki ayağı gibi
Bunu anlatabilmek için, Henüz cilalanmamış, pürüzlü dizeleri seçtim Konuşmaya en uygun, Düz yazıya en yakın olduğu için Onur Sezgin 26.08.2009
1.perde 2.kısım ”Arabesk bir aşk filminin koordinatları”
Seni ateşe atsalar, ben yanmaz mıyım; Senin kalbin kırılsa, ben inim inim inlemez miyim? Sen sitem etsen, neşeden eser mi kalır bende? Biz bir bütünüz Zorluklar bizi ikiye böldüğü halde Onur Sezgin 29.08.2009
1. perde 2. kısım “ Bırakıp gitti işte beni ”
Olympos dağının eteklerinde, Merdiven yıkardı harçlığı çıksın diye İşte ben böyle bir kızı sevdim
Meğer Venüs bile kıskanırmış onu Geç uyandım
Ve o gün Uçan bir kuşun kanatlarından nem kapmış Ya da sarhoş bir bulutun rüzgârına çarpmış Ne fark eder ki?
Bırakıp gitti işte beni Yavaş yavaş gözlerini yumarak Bir daha açmamacasına hem de
Şimdi yalnızca Rüyalarımda yeşeren o fidanın Küçücük yeşilini yağma eden kutsal keçiler, Duyun sesimi!
Ey Olympos dağında yaşayan Tanrılar! Ya, hepten yok edin evreni Ya da bırakın sonsuza dek yaşasın âşıklar!
Ve sen ay dede, karanlık gecelerime ışık tutan Silinip gitme unutuluşa Boşuna değil her gece yeniden uyanışın Onur Sezgin 21.02.2010
2.perde 2. kısım “ Ayrılış “
Otobüs durağında ağlıyor genç bir kadın Boyun atkısına gizlemiş Gözyaşının göz farına karıştığı yüzünü
Üşümüş parmaklarını hohluyor Tek başına dönecek evine belki de Karanlık sokaklarda adım adım yürüyerek
İlk adım ilk ayrılıştır Telefondaki o ayrılış Ilık akan bir gözyaşı Hayal kırıklığının ilk gözyaşlarıdır. Onur Sezgin 17.02.2010
1. perde 2. kısım “Okul Yılları”
Bir sigara paketinin içine Şiir yazarken yakalandım
Aldığım cezaya mı? Yoksa yazdıklarımın Fark edilmediklerine mi yanayım?
“ Sigara sağlığa zararlıymış “ Öğrenmiş oldum
Şimdiyse Yüksekten uçan Alçak gönüllü bir kartalın Beyaz kanatlarına yazdım Üstelik sesli harflerle Körler de bir parça okuyabilsin diye Onur Sezgin 25.02.2010
|
|
| Yukarı Dön |
|
| |
|
|