Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  Forumu AraArama  YardımYardım
  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Genel Konular
 Kocaözü Forumu : Genel Konular
Konu Konu: Şiir ve Hikaye Köşesi Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Mesaj << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Kocaözü
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006
Gönderilenler: 488
Gönderen: 05-Mart-2009 Saat 08:29 | Kayıtlı IP Alıntı Kocaözü

Ömer Faruk

Yer:

Tarih:
04.03.2009 / 23.23.13

 Alıntı Yap: Ömer Faruk

                      Haydi,     


Gurban olam haydi, bir selam götür sılama.
Başta anama babama , hep sorancağızıma.
Halhatır edip, nurlu ellerden öp amma,
Sılam seni büyüsüne sarmadan , gaç da gel.

Dağlarımda karlar erimektedir şimdi.
Eteklere doğru yeşil giymektedir şimdi.
Tarlam tohumu özlemektedir şimdi.
Gurban olam emanete bir bah da gel.

Cılgalar hasretle bekler durur şimdi,
Nazlı toprak ,tel tel tellenmiştir şimdi.
Nasibim,yağmurla bellenmiştir şimdi.
Gurban olam sılamı bir yohla da gel.

Toprak bahar için demlenmiştir şimdi,
Bahçeler yavaştan çimlenmiştir şimdi,
Anamın gözleri nemlenmiştir şimdi,
Gurban olam anamın gönlünü yapda gel.

Çaynağın tepesi sellenmiştir şimdi,
Goyzün Deresi   dellenmiştir şimdi,
Sılam yeni baharla şenlenmiştir şimdi,
Gurban olam   ahunuruma varda gel.

Seçim, oy, seçmenlik dillenmiştir şimdi,
Dostlarım, dostlarına kinlenmiştir şimdi.
Ellerde seçmen listesi tenlenmiştir şimdi,
Gurban olam merahtayım bir havadis alda gel.

Yine durmadı hissiyat depreşti şimdi.
Geçmiş unutulmazmış,netleşti şimdi.
Sılaya hasreti burda dertleştik şimdi.
Gurban olam özümden bir nefescik alda gel.

Ömer Faruk

Yer:

Tarih:
22.02.2009 / 22.53.42

 Alıntı Yap: Ömer Faruk


                  Eey Nefsim!

Sen nasıl bir varlıksın , ey nefsim!
Bir elde kadeh bir elde Kur’an, gezersin
Çenen durmaz , laf-ı güzar edensin.
Söylesene eey nefsim,samimiyeti neyledin

İki yalan kuran, bir hile edensin,
Ortalığı bulandırdın toz duman edensin
Buldun mu bir fırsat, fırsatı cep edensin
Söylesene eey nefsim dürüstlüğü neyledin.

İnsanlık bana göre değil, zordur diyensin,
Yanına hırsızı, arsızı yoldaş eyleyensin
Hileyi harama katıp,tam gözünden yiyensin,
Söylesene eey nefsim şerefi neyledin.

Susmazsın ,çirkin sözü ardı ardına dizersin.
Yetim,garip,fakir fukara demedin ezersin,
Belli ki yetmedi , ol cihanı gezersin,
Söylesene eey nefsim onuru neyledin.

Hak hesabı yapmazsın ,çıkarını gözlersin
Birini sen alsanda, öbüründen geçmezsin,
Zalimi dost bilip,mazluma gönül vermezsin.
Söylesene eey nefsim bu dünyayı neyledin.

Senin olmayanı ,güzelden görmezsin,
Doğru konuşanı, cidden sevmezsin,
Koltuk benim,makam banadır diyensin,
Söylesene eey nefsim musallayı neyledin.

Gün gelir ,ucuz hesaptan hesap sorarlar.
Kurduğun dümeni, mahşerde“esastan” bozarlar.
Yazdığın amel sayfasından beni yakarlar,
Üç günlük dünyayı sattında ebediyeti neyledin.

Ömer Faruk

Yer:

Tarih:
05.02.2009 / 23.30.28

 Alıntı Yap: Ömer Faruk

Özlerim Seni,

Orda her şeyler tanıdık.
Geçmiş orada saklar beni.

Yollar tanıdık.
Yürüdüğümde anılar karşılar beni.

Rüzgar tanıdık.
Tepeden tırnağa okşar beni

Gökteki Güneş tanıdık.
İlk görüşte alnımdan öper beni.

Ağaçlar tanıdık.
Baktığımda emeklerim kucaklar beni

Dağlar tanıdık.
Çobanlık günlerim çağırır beni
      
Evler tanıdık.
Çatı görünümlü şapkayla selamlar beni.

Okul tanıdık,
Her karşılaşmada sorgular beni.

İnsanlar tanıdık.
Bazıları tanımasa da beni.      

Ve hatıralar tanıdık.
Onlarda olmasaydı sahi,

Kim Kocaözülü yapardı beni.
Bundandır sebep, özlerim seni.
                            
                                     Ömer Faruk

 



Düzenleyen Kocaözü 05-Mart-2009 Saat 08:55
Yukarı Dön Göster Kocaözü's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Kocaözü
 
Kocaözü
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006
Gönderilenler: 488
Gönderen: 05-Mart-2009 Saat 08:51 | Kayıtlı IP Alıntı Kocaözü

 

Gönderen:
Yusuf Ozkan

Yer:

Tarih:
10.02.2009 / 09.19.08

 Alıntı Yap: Yusuf Ozkan

        Çooook...,çok oldu,

Yayladaki tek göz ağıla göçmeyeli,
Koyunları kıra , çayıra sürmeyeli,
Kuzulara “ağhorey” demeyeli ,
               İnan ki dostum çok oldu.

İş başında, baş soğanla aş yemeyeli,
Tarlada çüt sürmeyeli,tapan vurmayalı,
Önlükten   toprağa tohum sepmeyeli,
               İnan ki azizim çok oldu.

Hozan üstü, örmeyle şelek almayalı,
Dirgenle, kayışlı patoza sap atmayalı,
Harara, ayakla saman basmayalı ,
              İnan ki üst’adım çok oldu.

Çayırda tırpanla ot biçmeyeli,
Sarıkızın ahırdan sesini duymayalı,
Yolda,yük altında eşeği yatırmayalı,
               İnan ki dostum çok oldu.

Geceleri dam üstünde yatmayalı,
Evden yaylaya yayan   gitmeyeli ,
Yürürken çamura çipele batmayalı ,
               İnan ki azizim çok oldu.

Harık çekip köslüyle bahçe sulamayalı,
Ayağıma bıtırak,elime diken batmayalı ,
İki üvez, bir sivriyle kardeş olmayalı,
              İnan ki üst’adım çok oldu.

Baharın kırda parlayan navruzu görmeyeli,
Ganguçla topraktan çiğdem sökmeyeli ,
Kengeri kanatıp,sütünü sakız etmeyeli,
              İnan ki dostum çok oldu.

Gece vakti bahçeden   hıyar yolmayalı,
Evçeride taze ekmekle dürmeç yapmayalı,
Aşağı damda çul çuval dokunmayalı ,
           İnan ki azizim çok oldu.

Köyden şehre göç edeli çok oldu.
Dün yaş onbeş di şimdik ondan çok oldu.
Dileğim bir satırdı,bilmem ki birden ne oldu.     
               İnan ki dostum çok oldu.

Kötü günümüz ,ey günümüzden çok oldu.
Köy hakkında işittiklerim az idi, çok oldu.
“Oy,seçim”diyenler,canı cana küs edenler.
Vallah, sussunlar gayri, yetti artık çok oldu.

 

 

Gönderen:
Yusuf Ozkan

Yer:

Tarih:
15.02.2009 / 23.10.29

 Alıntı Yap: Yusuf Ozkan

                   Anne

Şu siyaset ne garip şey anne,
İki kelimeyle anlatayım da, dinle.

Geçenlerde yanıma bir yolcu oturdu,
Soluklanmak için birazcık durdu.
Dertleşti benimle(!)heycanla konuştu,
Kelamı yoktu amma   küfürü boldu.

Dur sakinleş hele bir anlat dedim,
Çaycıya iki şekerli birde çay söyledim.

Dedim kardeş,sıkıntın nedir,sana n'oldu?
Hele dur ,dinlen betin benzin soldu.
Meğer sebep köydeki seçimlermiş anne,
Adamcağız saç baş koymadı yoldu.

Değer mi kardeş etme küfür,yazıktır sana,
Derdini tekrardan anlat, baştan bir bana,

Arkadaş , komşusundan bir oy istemiş,
O da “ veremem arkadaş,olmaz “ demiş.
Bizim ki yaptığı iyilikleri bir bir söylemiş.
Oralı olmamış komşu, geri göndermiş.

Anlattı bizim ki anlattıkça saydı, sövdü.
Geçmişte yaptığı iyiliğine dizlerini dövdü.

Dedim, “ siz komşusunuz ayıp etmişsin,
Bırak oyunu canının istediğine versin”.
Sordum,“doğrusu bu değil mi,sen ne dersin”?
Dedi “yarından tezi yok, mutlak gebersin”.

Şok oldum anne inan bana şok oldum.
Verilen tepkiye iliklerime kadar dondum.

Dayanamadım kalktım, ayrıldım oradan.
Hesabı ödedim cebimde ki bozuk paradan.
Dedim,”sizlere akıl fikir versin Yaradan”.
Gün gelir utanırsınız vakit geçince aradan.

Birbirine sövenler kardeş değil miydiniz dün?
Ne de ucuza sattınız kardeşliğinizi bu gün.

Mürekkep bitti, dil sustu, süre doldu.
Bilirim ki Yusuf Ozkan biraz çok oldu.
Daha yazmayacağım demiştim amma,
Ne yapayım, can çıkar huy çıkmaz oldu.

                Yusuf Ozkan



Düzenleyen Kocaözü 05-Mart-2009 Saat 08:54
Yukarı Dön Göster Kocaözü's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Kocaözü
 
Kocaözü
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006
Gönderilenler: 488
Gönderen: 05-Mart-2009 Saat 08:52 | Kayıtlı IP Alıntı Kocaözü

Gönderen:
ÖNDER EROL

Yer:
ANKARA

Tarih:
11.02.2009 / 14.02.13

 Alıntı Yap: ÖNDER EROL

        ADAM GİBİ ADAM
ÖZLEM DUYDU,HASRET KALDI SILAYA
AYRI KALDI, KAPANMAZ İÇİNDEKİ YARA
VATAN DEDİ,KÖYÜM DEDİ,TOPRAK DEDİ GELDİ DİYARA
DİRİSİNİ SİLDİNİZ, ÖLÜSÜ GELİR MERAK ETMEYİN


YILLARCA GÖZYAŞINI İÇİNE AKITI SEZDİRMEDİ
ÇELMEYİ,TUZAĞI,DALEVERAYI HER AN BEKLEDİ
İNANIN BUNLARI HİÇ HAKETMEDİ
DİRİSİNİ SİLDİNİZ, ÖLÜSÜ GELİR MERAK ETMEYİN


BÜTÜN KÖYE,EŞE DOSTA,SIRTINDAN VURAN AKRABAYA SELAM EYLEYİN
VATANINA,TOPRAĞINA,KÖYLÜSÜNE SAHİP ÇIKARDI DEYİN
BİRGÜN ANSIZIN,SABAHLEYİN
DİRİSİNİ SİLDİNİZ, ÖLÜSÜ GELİR MERAK ETMEYİN


                  NEVZAT EROLA İTAFEN
Yukarı Dön Göster Kocaözü's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Kocaözü
 
Kocaözü
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006
Gönderilenler: 488
Gönderen: 05-Mart-2009 Saat 08:55 | Kayıtlı IP Alıntı Kocaözü

esin şanlı

Yer:
malatya

Tarih:
08.02.2009 / 08.10.12

 Alıntı Yap: esin şanlı

İNSAN OLMAK KOLAY DEĞİL


Durup durup bana sorma
Bunu bilmek olay değil
İnsan doğduk insan ama
İnsan olmak kolay değil

Kalpten başka bir yolu yok
Aşktan başka bir dalı yok
Kitabı yok okulu yok
İnsan olmak kolay değil

Yüreğinde sevgi yoksa
Gözlerinde şefkat yoksa
Dünyalar da senin olsa
İnsan olmak kolay değil

Neler gördük bu dünyada
Neler verdik bu uğurda
Sultan olmak kolaydı da
İnsan olmak kolay değil!


Yukarı Dön Göster Kocaözü's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Kocaözü
 
Kocaözü
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006
Gönderilenler: 488
Gönderen: 18-Mart-2009 Saat 08:13 | Kayıtlı IP Alıntı Kocaözü

Yusuf Ozkan

Yer:

Tarih:
18.03.2009 / 00.15.54

 Alıntı Yap: Yusuf Ozkan

      Artık,

Çalışmadan kazanmayı,
İstemeden hem elmayı,
Karnımızı doyurmayı
Bekliyoruz artık.


Yorulmadan terlemeyi,
Bakmadan görebilmeyi,
Çiğnemeden yutmayı ,
Bekliyoruz artık


Söylemeden anlatmayı,
Susturmadan dinletmeyi,
Çağırmadan inletmeyi,
Bekliyoruz artık


Okumadan düşünmeyi,
Çizmeden resmetmeyi,
Ellemeden oynatmayı ,
Bekliyoruz artık.


Düşünmeden akletmeyi,
Hak etmeden mertebeyi,
İmkansıza mucizeyi,
Bekliyoruz artık.

Derim ki; artık azim gerek,
Birlik için dirsek verek,
Gurur, kibir , sen-benliği
Beklemem!Yeter artık yere serek.

Yukarı Dön Göster Kocaözü's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Kocaözü
 
Kocaözü
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006
Gönderilenler: 488
Gönderen: 06-Nisan-2009 Saat 10:05 | Kayıtlı IP Alıntı Kocaözü

Gönderen:
çitil

Yer:

Tarih:
04.04.2009 / 00.05.01

 Alıntı Yap: çitil

Yola bakan mahsun ceviz,
Artık altından o geçmeyecek,
Yoldan ne bir ses var ne de iz,
O uçmuş uzak bir yere dayanmış

Bahar geldi yine açmış çiçekler,
Hanın kayası da seni bekler,
Üstelik ceviz ağacı da uyanmış,
Gözlerinden dem almış göğe boyanmış,

Bu sene biraz mahsun mu ne,
Kalmamış yoldaşı gitmiş ahrete,
Meğer bahara uyanmamış dede,
Gelir diye alıç da aldanmış,

Sümbül nergiz anıh boy vermiş,
Bahcadaki arılar uğol vermiş,
Yengem de seni çok beklemiş,
Ağlamamış inan tülbendi kirpiğe bulanmış

Bademler de seni unutmamış,
Seni şehire göctü sanmış,
Baharda nasılsa gelir demiş,
Cevizle hoş sohbete dalmış,

Bahçedeki kayısı yine çiçeğe durdu,
İlaç atarsın diye hayaller kurdu,
Geliş haberini hep cevizden alırdı,
Bu sene çıt yok, sanki dili tutulmuş,

Bahcede geç yapraklanmış hocamıza,
Kışın yoktun kurum mu dolmuş bacamıza,
Otobüs korna çalarak gelmiş hizamıza,
İnen olmamış   dede bugün de gelmemiş,

Yukarı Dön Göster Kocaözü's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Kocaözü
 
Kocaözü
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006
Gönderilenler: 488
Gönderen: 25-Haziran-2009 Saat 08:05 | Kayıtlı IP Alıntı Kocaözü

Omer Faruk

Yer:

Tarih:
11.06.2009 / 23.12.17

 Alıntı Yap: Omer Faruk

    Toprağım

Dedemin emekleri izsiz olmuş.
Dikenler bahçede boy boy olmuş.
Tarlaya çektiği yol otlarla dolmuş.
Hey   can   toprağım halini duydum ,üzüldüm.

Ördüğü taştan duvar   yerle bir olmuş.
Suyunda serinlediği göl yosunla dolmuş.
Bin zahmetinen diktiği ağaçlar sararmış solmuş.
Hey can toprağım işittim , üzüldüm.

Anama yaptırmışım tava ekmeği.
Yok mu şimdi bunun bir eksiği?
Tarla başı değil mi ,bu ekmeğin gereği.
Hey can toprağım gelemedim üzüldüm.

Her gün biraz daha uzuyor yollar.
Nefsim nefsini hesapsız kollar.
Bir kerecik sevebilseydi seni bu kollar.
Hey can toprağım gelemedim üzgünüm.

Benden sana son kez olsun bir öğüt.
Hiç durma su bulduğun yerde çıkar bir söğüt.
Dedemin hatırasını yad etmeye acele seğürt.
Hey can toprağım şimdik acep ne haldesin?

Toprağım, dostun kapısını dost çalarmış.
Bulmadıysa mutlak haber salarmış.
Olmadıysa kötü rüyalara dalarmış.
Sen dalmadıysan essah dost değilsin toprağım.

Dost , selam almadan selam verenmiş,
Dost, kapıya gelinmeden sofrasını serenmiş.
Dostuma laf ettirmem deyip dirsek gerenmiş.
Dirseğini ger , bağrını bereketle doldur geleceğim.
Dirsekte acı varsa sen dost değilsin toprağım.
Yukarı Dön Göster Kocaözü's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Kocaözü
 
Kocaözü
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006
Gönderilenler: 488
Gönderen: 19-Şubat-2010 Saat 05:06 | Kayıtlı IP Alıntı Kocaözü

 

Gönderen:
Ne Güzel

Tarih:
19.02.2010 / 03.27.22

NE GÜZEL CAHILDIK.
Dışarıda kar...
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...
Sucuk lükstü.
Yumurta lezzetli.
Ekmek her zaman ekmek gibi...
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...

Dışarıda kar...
İçeride kanaat...
İçeride huzur...

Televizyon yoktu.
Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu.
Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...
Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası...

Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı...
Domates de...
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.
Dışarıda kar...
İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi... Kimin umurunda...
Ne güzel cahildik.
Mutluluğun resmini çiziyorduk...

 

Yukarı Dön Göster Kocaözü's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Kocaözü
 
Kocaözü
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2006
Gönderilenler: 488
Gönderen: 20-Temmuz-2010 Saat 13:47 | Kayıtlı IP Alıntı Kocaözü

Gönderen:
zihni sinir

Tarih:
20.07.2010 / 11.44.39

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………..&nb sp;      
…… şiirleri, akademi çevresinde, elden ele dolaşıyormuş… Şimdiden fanları bile oluşmuş…muş… hadi bunları anladık ta,     Dünya Edebiyatçılar Birliği tarafından nasıl olur da uluslar arası “ sir ” ünvanı verirler…İşte bunu anlamak zor… Onlara sormak lazım, acaba şiirleri, böylesi bir uluslar arası ödülü, gerçekten hak ediyor mu… Diğer bir husus, bildiğim kadarıyla bu unvan, İngiltere’de egemenlerle tam bir uyum içinde olanlara verilir… Halk için yazdığını söyleyen biri için bu ödülü almak biraz tuhaf değil mi?
                                                                                                     Prof. Dr. Sinan Susam ( sokak şairlerini esirgeme derneği as başkanı)
……………………………………………………………………………………………………………………….
                  Pırasa Gazetesi’nin 26.08.2009 tarihli “ Edebiyat Söyleşileri “ adlı yazısınından alınmıştır.




Onur Sezgin'den ' Tiyatral Şiirler '

1.perde 2.kısım “ Gökkuşağı gibiydi ”

Birinin bana “ Üstat! ” diye seslendiğini sandım
Ve “ Efendim! ” diye yanıtladım onu
Neden mi?
Sonsuzluğu gördüm dün gece

Saf ve tükenmeyen bir kaynaktan,
Her türlü rengin bir araya geldiği
Büyük bir gökkuşağı gibiydi
Parlak olduğu kadar dingin
                Onur Sezgin 27.08.2009




1. perde 2. kısım “ 11 yaşındaki bir çocuktan - Kumarbaz babaya öfke ”

Tanrı seni korusun,
Aklı şaşmış ve bunamış babam,
Sana böyle eziyet eden kemirgenlerden!
Nedir bu halin?
Lazım olur diye
Sakladığım oyuncak tabancamla
Vurdum işte bütün kumarbazları!
                Onur Sezgin 27.7.1977



1. Perde 2. kısım “ Küskünüm benim! ”

Küskünüm benim!
Ben ona böyle derdim çünkü
Kabul ediyorum biraz hassas ve kırılgandı
Küstürmüşüm onu…


Ve bir gün…
Kopardılar onu benden
Makasın bileşen uçları,
Kesip ayırdı kutsal saçı bedenimden
Sonsuza kadar…

Ve o zaman, onun (Seval’imin)
Gözbebeklerinden şimşekler çaktı
Ve karanlık gökyüzünden yağmurlar boşaldı
Hiç bitmeyen…

Varsın bu hava, bu su,
Bu yeryüzü kargaşalığa düşsün
İnsanlar, hayvanlar, kurtlar, kuşlar mahvolsun!
Sonsuza değin lanetli olsun,
Bu nefret edilesi gün
En güzel, en çok sevdiğim varlığı
Kapıp gittiği için
                       Onur Sezgin 30.11.2008



2.perde 2.kısım ” Tam o anın koordinatları ”

Işıksız bir yerde,
Dört yanımda tehlike
Labirentin tam ortasındayım

Üstümde de garip bir ağırlık

Bir ad veremiyorum buna
Eğer çaresizlik demezsem,
Ne diyebilirim bu duyguya
              Onur Sezgin 04.09.2009




1.perde 2.kısım “Anılar “

Nöbet tutma sırası, bana geldiğinde;
Kaskatı buzlar, zincirleriyle
Sımsıkı bağladılar ayaklarımı
Hiç bir şey duymuyordum orada
Durmadan esen poyrazın ulumasından başka

Kızıl renkli sonbahar ağaçlarına bakıyordum
Ölümden hiç korkmuyorlardı
Tek Tanrılı dinlerin;
Belli ki, onlara kazandırdıkları
Ruhun ölümsüzlüğü umuduyla avunuyorlardı
                             Onur Sezgin 09.08.2009




Aşk bitti
Heyecan da öyle
Evlilik bir ölümdür artık bu şekilde

Oysa “ Heyecandı “ çok önceden
Bize bu nikâh yeminini ettiren
Bitti, hepsi bitti
              Onur Sezgin 3.08.2008




1.perde 2.kısım “2008 Türkiye'si”

Üstü örtülü gerçekler,
Bir bir açığa çıkıyor şimdi

Doğanın yasaları,
Gecenin karanlığına gizlenmişti ya,
Tanrı “Edison doğsun” dedi
Ve ışığa boğuldu her şey
               Onur Sezgin 23.11.2008



2.perde 2.kısım “ Yaş 45 “

Ayak tabanlarında oluşan her nasır;
Bir acı verir insana
Tüketilemeyen bazı arzulardan mı?
Yoksa boşa çıkan umutlardan mı?
Bilinmez ya,
Ak düşmüş her saç telinin ardında
Bir gözyaşı saklıdır
Çıkmakla işlediği suça üzülüp ağlarcasına
                  Onur Sezgin 21.07.2008




2. perde 1. kısım “ Metafizik Usulü Ayrılığın Koordinatları “

İkimiz de tek başına kaldık şimdi
Ama ben,
Daha büyük bir şehirde,
Daha kalabalık bir caddede kayboldum
Çevremi saran bu uğultu,
Beni hiç bilmediğim bir yöne sürüklüyor
Başımda hafif bir ağrı,
Ayaklarım yorgun
Pusulam kayıp!
                   Onur Sezgin 8.12.2008



1. perde 2. kısım “ Bir Mutluluk Şarkısı “

Dünyayı bir su damlasının içinde görmek
− Ne güzel!
Ve bir kır çiçeğinde cenneti

Zamanı kum saatinin içinde sıkıca tut!
Bak, sonsuzluk ellerinde işte!
Yaşlılık korkutmasın artık seni
Açlık ve ölüm de
İstersen güneşi verebilirim sana
Eskiden bahçede oynadığım yerde

Ama bana inanmadığını söyleme
Ben bir mutluluk şarkısı yazdım
Her çocuk dinleyip sevinsin diye
                Onur Sezgin 12.10.2008




1.perde 3.kısım “ Tragedya usulü sitem etmenin koordinatları ”

Öfke ve hüzün,
İçime işliyor
Bir virüsün bedeni istila etmesi gibi

Kader Tanrıçaları, beni işe yaramaz sandılar
Böylece yanılarak hepsi
Alın yazıma razı oldular

Öyleyse gökyüzüne doğru çekmesinler ruhumu
Sürünerek gitmeliyim ateşe
Kısa bir yolculuk olmayacak zaten bu

Yanarken alevler içinde,
Bir tek aşağılık gözyaşı dökmeyeceğim
Korkudan değil, acıdan kızaracak yüzüm, eğer kızarırsa

Ey ruh, kül tanelerine dön;
Akan bir derenin, bulanık sularına karış ki,
Seni bir daha bulamasınlar
Ve bu şekilde dağılsın
Evrenin insafına kalmış o küçük parçacıklar.
                             Onur Sezgin 02.09.2009



1.perde 2. kısım “ Soylu geçinenlerle alay etmenin koordinatları ”

Benim oldukça eski ama soylu
Ya da soysuz kanım,
Nebula denen gaz kütlesinden beri
Kurt ve kuşun kanatlarında mı?
Uçup gitti yani?

Buna şaşmamalıyız
Namuslu doğa bizi aptal yarattıysa
Daha çok destan yazar tarih kitaplarımız
                    Onur Sezgin 11.12.2008



2.perde 1.kısım ” İltifat etmenin entelektüel koordinatları ”

İnan ki, çok merak ediyorum,
Senle ben ne yapardık
Birlikte yaşamadan önce?

Öyle denk gelmişiz ki… Bir pergelin iki ayağı gibi

Bunu anlatabilmek için,
Henüz cilalanmamış, pürüzlü dizeleri seçtim
Konuşmaya en uygun,
Düz yazıya en yakın olduğu için
                           Onur Sezgin 26.08.2009



1.perde 2.kısım ”Arabesk bir aşk filminin koordinatları”

Seni ateşe atsalar, ben yanmaz mıyım;
Senin kalbin kırılsa, ben inim inim inlemez miyim?
Sen sitem etsen, neşeden eser mi kalır bende?
Biz bir bütünüz
Zorluklar bizi ikiye böldüğü halde
                     Onur Sezgin 29.08.2009




1. perde 2. kısım “ Bırakıp gitti işte beni ”

Olympos dağının eteklerinde,
Merdiven yıkardı harçlığı çıksın diye
İşte ben böyle bir kızı sevdim

Meğer Venüs bile kıskanırmış onu
Geç uyandım

Ve o gün
Uçan bir kuşun kanatlarından nem kapmış
Ya da sarhoş bir bulutun rüzgârına çarpmış
Ne fark eder ki?

Bırakıp gitti işte beni
Yavaş yavaş gözlerini yumarak
Bir daha açmamacasına hem de

Şimdi yalnızca
Rüyalarımda yeşeren o fidanın
Küçücük yeşilini yağma eden kutsal keçiler,
Duyun sesimi!

Ey Olympos dağında yaşayan Tanrılar!
Ya, hepten yok edin evreni
Ya da bırakın sonsuza dek yaşasın âşıklar!

Ve sen ay dede, karanlık gecelerime ışık tutan
Silinip gitme unutuluşa
Boşuna değil her gece yeniden uyanışın
                      Onur Sezgin 21.02.2010





2.perde 2. kısım “ Ayrılış “

Otobüs durağında ağlıyor genç bir kadın
Boyun atkısına gizlemiş
Gözyaşının göz farına karıştığı yüzünü

Üşümüş parmaklarını hohluyor
Tek başına dönecek evine belki de
Karanlık sokaklarda adım adım yürüyerek

İlk adım ilk ayrılıştır
Telefondaki o ayrılış
Ilık akan bir gözyaşı
Hayal kırıklığının ilk gözyaşlarıdır.
                  Onur Sezgin 17.02.2010



1. perde 2. kısım “Okul Yılları”

Bir sigara paketinin içine
Şiir yazarken yakalandım

Aldığım cezaya mı?
Yoksa yazdıklarımın
Fark edilmediklerine mi yanayım?

“ Sigara sağlığa zararlıymış “
Öğrenmiş oldum

Şimdiyse Yüksekten uçan
Alçak gönüllü bir kartalın
Beyaz kanatlarına yazdım
Üstelik sesli harflerle
Körler de bir parça okuyabilsin diye
                   Onur Sezgin 25.02.2010
Yukarı Dön Göster Kocaözü's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Kocaözü
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce Giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Powered by Web Wiz Forums version 7.91
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,3281 Saniyede Yüklendi.