| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
Erdal Ceyhan
Yer:
İstanbul
Tarih:
06 Şubat 2012, Pazartesi 10:38
|

Bravo Fransa'ya!
Niye mi ? Niye mi ?
Fransa'nın Rouen Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Cafer Özkul'a, Seine Maritime bölge valisi Remi Caron tarafından Fransa ulusal üstün başarı liyakat nişanı takıldı
Optik bilimsel araştırmalarını lazer ve hologram konularında yapan Cafer Özkul un, bu alanda 135 den fazla uluslararası bilimsel yayını bulunuyor. Özkul, 1999-2002 Rouen Üniversitesi Bilimsel araştırmadan sorumlu rektör yardımcısı, 2003-2007 Rouen Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı oldu. Özkul, 10 Haziran 2007 tarihinden bu yana da Rouen Üniversitesi Rektörü olarak görev yapıyor.(1)
Fransa Milli Eğitimine verdiği katkılardan dolayı, 13 Mayıs 2011 tarihli resmi gazetede yayınlanan ve zamanın yüksek öğrenimden sorumlu bakanı Valerie Pecresse'in teklifi ve Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin imzasıyla Cafer Özkul'a şövalye rütbesi layık görülmüştü.
Tören'de Özkul'u, Seine Maritime bölgesi milletvekili Patrick Herr, Belediye Başkanı Pierre Lautey , Paris Başkonsolosu Uğur Arıner, Sipa Press foto editöru Ferit Düzyol, Amiens üniversite rektörü ve dekanları, Rouen Üniversitesi dekanları ile akademik camianın üyeleri ve ailesi yalnız bırakmadı.
Cafer Özkul kimdir?
01 Mart 1951 tarihinde Malatya, Hekimhan-Kocaözu kasabasında doğdu. Orta ve lise ögremini Devlet Parasız yatılı sınavını kazanarak Gaziantep Lisesinde okudu.
1969-1970 öğretim yılı Liseler arası bilgi yarışmasında 3 arkadaşı ile birlikte birinci oldu. Etibank burslu ögrencisi olarak 1970 yılında Fransaya geldi. Besançon da dil egitimi gördükten sonra Pariste Yüksek ögrenimini tamamlayıp Haziran 1976 da Elektrik Muhendisi oldu.
1976 yılında Rouen Universitesine master yapmak için geldi. 1980 Fizik doktoru, 1988 de Doçent ,1991 Profesör oldu. 1997'de birinci sınıf profesörlüğe yükseldi. 2005 de Profesör ( Classe exceptionnel) ( Türkiye'deki karşılığı Ordinaryus Profesör) oldu.
OptikBilimsel arastırmalarının ( Lazer ve Hologram, 135 bilimsel yayını var) yanında idarecilikte yaptı.
1999-2002 Bilimsel arastırmadan sorumlu Rektor yardımcısı. 2003 - 11 Haziran 2007Fen Fakültesi Dekanı.11 Haziran 2007- ..... Fransa Rouen Üniversitesi Rektörü oldu.Avrupanın ilk Türk asıllı Rektörü.(2)
Şimdi görüyor musunuz?
Malatya nın Hekimhan ilçesi ,Kocaözü köyünden çık. Devlet Bursunu kazan. Lise Birincisi ol. Fransa ya gönderilmeyi hak et ve oraya vardıında hiç dil bilme Ama sonunda Fransa da bir Üniversitenin Rektörü ol ve katkılarından dolayı Fransa'nın Rouen Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Cafer Özkul'a, Seine Maritime bölge valisi Remi Caron tarafından Fransa ulusal üstün başarı ödülü ve nişanı takdim edildi.
İnsan böyle bir değerle gurur duymaz mı?
Fransa'nın ilk Türk rektörü Cafer Özkul, "1969- 1970 öğretim yılında liselerarası bilgi yarışmasında, üç arkadaşımla birinci oldum. Fransa'ya Fransızca bilmeden geldim. Yani lisede gördüğümüz Fransızca'yla... Bir yıl Fransızca eğitim aldım. 1976'da mühendis olarak mezun oldum" dedi. "Rektör seçimleri sırasında kimse, Türk olduğum için önümü kesmeye çalışmadı" diyen Özkul, "Zaten bu tarz bir tepki olsaydı bu kadar büyük farkla seçilmezdim. Tecrübem sayesinde seçildiğimi düşünüyorum" diye konuştu. Prof. Dr. Özkul, Rouen Ünivesitesi'nde 50 Türk öğrenci bulunduğunu söyledi.
Görüyor musunuz, değer her yerde değerdir. Adam Fransa da kendini göstermiş; ordinaryus Pro olmuş. Çoğunluğun oyuyla ilk turda Rouen Ünivesitesi'nde rektörlüğe seçilmiş ve sonra çalışmaları dolayısıyla Fransız devletinin takdirini kazanmış ve ödüller almış olan bir insan.
Şimdi düşünüyorum. Acaba Fransa daki bütün kazanımlarından vazgeçip Türkiye ye gelseydi bu dereceleri, takdirleri alabilir miydi? Biraz zor
Ben kendi hesabıma hem Prof.Dr. Cafer Özkul u ve ve böyle bir değeri keşfedip, kendisine malettiği için Fransız Hükümetini ve Devletini kutluyorum.
Görüyor musunuz, Fransa da güzel şeyler de oluyor. Yukarda Allah var.
...................
1.http://www.posta.com.tr/dunya/HaberDetay/Fransa_dan_Turk_rektore_odul_.htm?ArticleID=107070
2. http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=5846
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
sinan kula
Yer:
Manisa
Tarih:
05 Şubat 2012, Pazar 23:01
|
slm memleketimin güzel insanları hebinizi saygıyla selamlıyorum ben manisa dayım saygılar sinan kula
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ARIF KARACA-ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
05 Şubat 2012, Pazar 22:59
|
CAGLAYAN ÖZKUL VE CAFER ÖZKUL HOCAM ! SIZLERI AVRUPALI TÜRKLER SEVIYOR MILIYONLAR SIZIN ARKANIZDA TAKMAYIN KAFANIZI BIR IKI KENDISINI BILMEYENE KAFA YORMAYA DEGMEZ... BEKLEYIN ! GÜN DOGMADAN NELER DOGAR CAFER HOCAMIN LAYIK OLDUGU YERE GELDIDE DAHA YÜKSEKLERE LAYIK SIZLERLE AVRUPADA NE KADAR GURURLANSAK AZDIR KOCAÖZÜNÜN GURUR KAYNAGISINIZ TEBRIKLER ...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Bekir EROL
Yer:
Kocaözü
Tarih:
05 Şubat 2012, Pazar 19:14
|
Çağlayan hocam siz o yorumları hiç önemsemeyin ve aldırış etmeyin bence... Cafer abinin başarıları ortada..tartışılamaz çünkü bilime hizmet etmek dünyaya, insanlığa hizmet etmektir.. Onların eleştirisinin hiçbir değeri yok, çünkü kendileri bilim adına ne yapmışlar ona bir baksınlar ondan sonra Cafer abiyi eleştirsinler. Kaldı ki Cafer abinin Fransa'da olmasının sorumlusu yine beyin göçünü engelleyemeyen ülkemizdir. Zaten ülkemizde olsa mutlaka "sen bizdensin, değilsin" polemiğine ve siyasete kurban gider onun bilim adına yaptıkları ikinci planda kalırdı..Başarılarının devamını dileriz...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Mahmut EROL
Yer:
Kocaözü
Tarih:
05 Şubat 2012, Pazar 16:24
|
cafer özkul sadece bizim değil tüm türkiyenin gururu olmalıdır bunuda bizim gibi düşünmeyenler onun gibi bilim adamlarını kaybetmeye her zaman mahkumdurlar.seninle gurur duyuyoruz cafer abi.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ufuk Yiğit
Yer:
Antalya
Tarih:
05 Şubat 2012, Pazar 12:09
|
Kocaözü ndeki herkezin mevlüt kandilini kutlar ve ellerinden öperim
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ali KARAOĞLU
Yer:
Malatya
Tarih:
03 Şubat 2012, Cuma 18:33
|
Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, yüzünüz mutlu, kandiliniz kutlu olsun.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
çaglayan Özkul
Yer:
Diğer
Tarih:
03 Şubat 2012, Cuma 18:22
|

Esim Cafer ile çikan haberlere yapilan yorumlari okudum ve bazi tepkiler beni çok üzdü. Bu konuda bazi açikliklar getirmek istiyorum.
1- Esim 1970 Aralik ayinda ETIBANK burslusu olarak Fransaya gonderilmis ve doktora tezinden sonra Etibank a olan butun borçlarini ödemistir.
2- Esim bir bilim adami, arastirmaci ve idarecidir. Bugune kadar aldigi bütün ödüllere yilmadan, bikmadan tutku ile yaptigi ilmi ile hiç torpilsiz ulasmistir.
3- Cafer Özkul a verilen Ordinalyus Profesörluk, Palmes Académiques ( Universitede çalisan ustun basarili profesörlere verilen madalya ) ve simdi 13 Mayis 2011 tarihli kararla kendisine verilen Ustun Basari Liyakati sadece ve sadece onun çalismalari için verilmistir. Bu kararlarda bilim önde tutulmustur. Ne politik görusü nede yabanci veya Türk asilli olusu göze alinmamistir.
4- 1996 senesinden beri bende yilmadan bikmadan esimin basarilarini Türkiye ile paylastim. Bugüne kadar Cafer Özkul a ne Universitelerden, ne Milli egitimden ne YÖK den ne de Hükümetlerden gel bizimle çalis teklifi gelmemistir. Lütfen Cafer Özkul böyle bir teklif almis ve dönmemis gibi gösterilmesin.
5- Ülkesini çok seven , bagli Cafer Özkul un esimin DIS politikaya alet edilmesine göz yumamazdim. Tekrar ediyorum Esime bu madalya soykirimi yasasi çikmadan önce 13 Mayis 2011 de verilmistir.
Beni okudugunuz için sizlere tesekkür ederim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hacı Ömer
Yer:
Sivas
Tarih:
03 Şubat 2012, Cuma 15:54
|
TÜM MÜSLÜMANLARIN MEVLİT KANDİLİNİ MÜBAREK OLSUN.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
İbrahim KARACA
Yer:
İçel
Tarih:
03 Şubat 2012, Cuma 08:57
|
Bütün hemşerilerimin mübarek Mevlit Kandili ni kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
serkan COSKUN
Yer:
Malatya
Tarih:
03 Şubat 2012, Cuma 00:56
|
28/01/2012 tarihinde yukarı ve orta mahalle sakinlerinin yapmıs oldugu kış yarısı etkinliğine katkılarını sunan herkese teşekkürlerimi bildiririm.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hacı Ömer
Yer:
Sivas
Tarih:
31 Ocak 2012, Salı 07:07
|
öncelikle buradan köyümüzün nüfusunun 2000 geçememesi beni gerçekten çok üzdü.buradan hiç kimse vay aşağı mahalle şöyle vay yukarı böyle diye suçu birbirlerinin üzerine atmasınlar.bunu buradan yazmak istemezdim ama bunu yapan iki suçlu var ve herkes bunları çok iyi biliyor onun için kendimizi kandırmayalım.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Türk profesöre Fransız nişanı
Yer:
Dünya
Tarih:
30 Ocak 2012, Pazartesi 10:47
|

Türk profesöre Fransız nişanı
Rouen Üniversitesi Rektörü Ordinaryüs Profesör Cafer Özkul, Fransa nın Devlet Üstün Başarı Madalyası "Chevalier dans l`ordre National du Merite" nişanına layık görüldü.
Seine Maritime Bölge Valisi Remi Caron Özkul a Devlet Üstün Başarı madalyasını Üniversitenin Kültür ve kongre sarayında 200 kişiyi aşkın davetli huzurunda taktı. Davetliler arasında Seine Maritime bölge Milli Eğitim Müdürü, Senatörü, Milletvekilleri, Belediye başkanı, Bölge yönetim kurulu üyeleri , Komşu bölge üniversite Rektörleri, Rouen Üniversitesi nin 7 fakültesi dekanı, 4 Mühendislik okulları direktörleri, Rouen Üniversitesinde çalışan öğretim üyeleri ve çalışanları , arkadaşları aile dostları ve Paris Başkonsolosumuz Uğur Arıner hazır bulundu.
Bölge Valisi Caron konuşmasında Ord. Prof. Cafer Özkul un 14 Aralık 1970 senesinde Paris e gelmesi ile başlayan Fransa daki hayat hikayesine yer verdi. Yüksek öğrenimden Sorumlu Milli Eğitim Bakanı nın Özkul a bu madalyanın verilmesi teklifini verme nedeninin bu hayat hikayesinde saklı olduğunu ve kararlı , her zaman motive ve yılmayan bir kişilikle nasıl adım adım 41 yılda bu hedefe ulaştığını anlattı. Böyle bir bilim adamının başarısında dengeli , huzurlu ve destek veren bir ailenin olmasının çok önemli olduğunun altını çizerek Özkul un eşi Nehir Çağlayan Özkul ve kızlarını tebrik etti
Ord. Prof.Cafer Özkul da önce törene katılanlara teşekkür etti ve konuşmasına Ortaçağda mimarların katedralleri yaptıktan sonra en yüksek yerine kazıdıkları " Yaptıkların seni yapar" sözü ile başladı. Bende Malatya Kocaözü kasabasından ayrıldığımdan beri yaptıklarımla bugünkü ben oldum dedi. Özkul , ancak bu yolda ilerlerken yalnız olmadığını ve her zaman kendisine inanıp yardımcı olan laboratuar , bölüm, fakülte iş arkadaşlarına teşekkür etti. Kararlı, Dürüst, çalışkan ve motive olunca başarıya nasıl adım adım yaklaşıldığını anlattı ve Fransa daki 41 ci yılında böyle önemli bir üstün başarı nişanına layık görüldüğü için çok mutlu olduğunu belirtip bu yolda ilerlerken 30 senedir desteğini esirgemeyen eşine, büyürken onları fazla göremediği halde çok sevdiği kızlarına teşekkür etti. Ord. Prof Özkul Aile deyince Sevgi, İş deyince tutku, Arkadaş deyince dostluk diyerek konuşmasını bitirdi. Duygu yüklü gece onu 35 sene önce laboratuarına alıp doktora tezi veren emekli Profesör M.Trinite ye iftiharla bakıp sarılması ile alkışlar arasında sona erdi. Avrupa nın ilk Türk asıllı Rektörü olan Ordinaryüs Prof. Dr. Özkul, başarı öyküsünün arkasındaki enerji kaynağının Türkiye olduğunu, hiç bir zaman Türkiye den ve Türk kültüründen kopmadığını söylüyor.
Ord.Prof. Cafer Özkul kimdir?
Malatya, 1 Mart 1951 doğumlu Ord.Prof. Dr. Cafer Özkul, Türkiye de devlet parasız yatılı Gaziantep Lisesi`ni bitirdikten sonra 1970 yılında bursla Fransa ya giderek öğrenimini sürdürdü. Hiç Fransızca bilmeden Fransa nın Besancon kentinde bir yıl gördüğü dil eğitimi gördükten sonra Paris te Yüksek öğrenimini tamamlayıp Haziran 1976 da Elektrik Mühendisi oldu ve aynı yıl Rouen Üniversitesinde Master yapmaya başladı. 1976 da Türkiye ye dönmedi ve doktora teziyle akademik kariyere başlayarak 1980 de Fizik doktoru, 1988 de Doçent, 1991 Profesör oldu. 1996 da Fen Fakültesi Fizik bölümü başkanı, 1997 de Fen Fakültesi Dekanı oldu ve aynı yıl birinci sınıf profesörlüğe yükseldi. Optik bilimsel araştırmalarını lazer ve hologram konularında yapan Özkul'un, bu alanda 135'den fazla uluslararası bilimsel yayını bulunuyor. 1999-2002 Bilimsel araştırmadan sorumlu Rektör yardımcısı. 2003 yıllında Fen Fakültesi Dekan ı, 2005 yılında Ordinaryüs Profesörlüğe yükseldi ve 2007 de Rouen Üniversitesi Rektörü seçildi.
(hurriyet)
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ARIF KARACA -KREFELD ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
29 Ocak 2012, Pazar 23:09
|
SAYIN HOCAM PROFESÖR CAFER ÖZKUL FRANSADA ÖDÜL VERILDI . TEBRIKLER HOCAM TÜRKIYE SENINLE GURUR DUYUYOR ... NOT. HÜRRIYETIN BUGÜN BIRINCI SAYFASINDA HABERI OKUYABILIRSINIZ .............
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KOCAÖZÜLÜ
Yer:
Diğer
Tarih:
29 Ocak 2012, Pazar 22:40
|
bızım koyun ınsanları bırbırını istemıyoki bırlık olsunlar bızde mahle ayrımı var aşagı mah. kendı başına ayrı bır devlet.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Kocaözülü
Yer:
Diğer
Tarih:
28 Ocak 2012, Cumartesi 23:35
|
Bizler malatyada yaşıyoruz fakat kocaözü belediyelikten düşmesin diye kocaözüne kaydımızı aldık ama kac kere aldık 1 kere degil her defasında bizi sildiler her defasında bizi sildiler askerlik için muayeneye gittigimde nüfüz cüzdanı fotusunu degişmemi istediler bende nüfusa gittim ve yine kaydımı silmişlerdi ve ben sırf o resmi degişmek için malatyaya gitim geri geldim dünya bir iş cıktı ve ondan sonra yemin ettim kocaözüne yazılmamak için fakat insan köyünden vaz gecemiyormuş yine yazıldım ettim ama bazı insanlar yazılmıyorlar gün gelicek acısını cekicegiz hep beraber
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Cihan akaslan
Yer:
Erzincan
Tarih:
28 Ocak 2012, Cumartesi 13:23
|
 Ne yazıktırki 2000 i geçemedik,bence bu işte bişeylerin yapılabileceğini düşünüyorum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KOCAÖZÜLÜ VATANTAŞ
Yer:
Malatya
Tarih:
28 Ocak 2012, Cumartesi 09:45
|
HEKİMHAN NÜFUSU 25.105
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2011 Yılı Sonuçları
Belediyeler Toplam Erkek Kadın
Hekimhan 7.069 3.594 3.475
Kurşunlu 2.947 1.475 1.472
Güzelyurt 2.721 1.301 1.420
Girmana 2.403 1.242 1.161
Hasançelebi 2.194 1.092 1.102
Kocaözü 1.986 984 1.002
GENEL TOPLAM 25.105
NOT:Bu kanuda ilk defa bir belediye başkanının gayret göstermesi bizleri biraz sevindirdi.Bu konuda emeği geçen herkese teşekkürler.Ancak ... Saygılarımla
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SERCAN KARACA
Yer:
Kocaeli
Tarih:
27 Ocak 2012, Cuma 22:32
|

SAYIN KOCAÖZÜ LÜLER BUGÜN 2011 YILI ADRESE DAYALI NUFUS SAYIMININ SONUCU AÇIKLANDI.VE SONUÇLAR İÇLER ACISI HEKİMHANIN BELDELERİ ARASINDA 2000 NUFUSUN ALTINDA SADECE BİZİM BELDE VAR.SİZLERİ BİLMİYORUM AMA KOCAÖZÜLÜ OLARAK SONUCU GÖRDÜĞÜMDE İÇİM CIZ ETTİ BİZ BİR GİRMANALI KADAR GİRMANALI BİR GÜZELYURTLU KADAR GÜZELYURTLU OLAMADIK.YA HALEN BİZ BU KONUNUN CİDDİYETİNDE DEĞİLİZ.YADA MEMLEKETİMİZİ SEVMİYORUZ.BEN 5 SENEDİR KOCAÖZÜ DIŞINDAYIM VE BUGÜNE KADAR HİÇ NUFUSUMU ORADAN ALDIRMADIM.VE BU GÜNE HİÇ BİR SIKINTIDA ÇIKMADI.TABİ BEN BABAMDAN ÖTÜRÜ BİRAZ DAHA OLAYIN İÇİNDEYİM AMA BİRİLERİ KALAYCININ TORUNUNA KÜSÜM NUFUSA YAZILMAM. BİRİLERİ SEÇİM FİLAN HIRSIYLA NUFUS YAZIMINI ÖNLÜYOR .BİLİNKİ KOCAÖZÜ NE BABAM GANİ KARACA NIN NE ŞUNUN NE BUNUN KOCAÖZÜ HEPİMİZİN.BUNLARI BAHANE EDEREK NUFUS YAZDIRMAZLIK YAPMAYIN.AYRICA ŞUNUDA BELİRTMEK İSTİYORUM NUFUSUMUZ 1986 KALMIŞTIR. KENDİ YAKIN CEVREMDENDE 3 5 NUFUSUMUZ VAR BİRŞEY OLMAZ DİYENLERE BU SAYIYI GÖSTERMEK İSTEDİM. BU YAZIYIDA YAZMAK İSTEMEMİN SEBEBİ BU OLAY MEMLEKET MESELESİ BENDE BU MEMLEKETTENİM.SADECE GEÇEN AY KOCAÖZÜ BELEDİYESİNDE KADROLU PERSONEL HARİÇ KAÇ İŞÇİNİN ÇALIŞTIĞINI BİLİYORMUSUNUZ.NUFUS SAYIM SONUCU BİLMEDİĞİMİZİ GÖSTERİYOR.SAYGILARIMLA.
(NOT:AYRICA MALATYADA BÜYÜKŞEHİR OLMAYI HAKETTİĞİNDEN ÖTÜRÜDE BELKİDE TÜM BELDELER KAPANACAK.)
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ali karaca
Yer:
Malatya
Tarih:
26 Ocak 2012, Perşembe 21:13
|
öncelikle herkese selam .ilimizi bilardo musabakasında temsil eden tuncay arkadaşıma başarılar dilerim başarılı olacağına inancım tamdır.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hekimhan'da sabah saatlerinde başlayan kar yağışı...
Yer:
Hekimhan
Tarih:
26 Ocak 2012, Perşembe 14:03
|
Kar yağışı Hekimhan'da da kendini hissettirdi.
Tarih : 26 Ocak 2012, 11:43
Hekimhan'da sabah saatlerinde başlayan kar yağışı şiddetini arttırarak devam ederken ilçenin Sivas ve Malatya ile olan bağlantı yollarında seyreden araçlara trafik ekipleri tarafından zincir taktırılıyor.
Malatya-Sivas karayolun Hekimhan ilçesinde uygulama yapan Bölge Trafik ekipleri durdurdukları araçları zincirsiz yola devam etmeme konusunda uyararak zincir taktırıyor. Yolun ilerleyen kısımlarında bazı araçların kayarak yoldan çıktığını belirten görevliler. Sivas ta kadar yoğun bir kar yağışının olduğunu ve zincirsiz araçlara izin vermediklerini belirttiler.
(hekimhanekspres)
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KURŞUNLU BELDESİ ve 21 KÖY YOLU KAPALI
Yer:
Malatya
Tarih:
26 Ocak 2012, Perşembe 10:28
|
KURŞUNLU BELDESİ ve 21 KÖY YOLU KAPALI
Tipi ve artan kar yağışı nedeniyle köy yolları ulaşıma kapalı
Kar yağışı nedeniyle birçok köy yolu ulaşıma kapandı. Tipi ve artan kar yağışı nedeniyle köy yollarının ulaşıma açılmasında zorlukların yaşandığı bildirildi.
Köy Hizmetleri ekipleri tarafından, kapanan köy yollarının ulaşıma açılması için çalışmalar sürerken. Yetkililerden aldığımız bilgiye göre köy yolunun ulaşıma açılmasına rağmen savruntunun tekrar yolları kapadığı, 1 Belde 21 köy yolunun ulaşıma kapalı olduğu belirtildi.
Kapalı olan köy yolları şöyle:
Kurşunlu Beldesi, Yeşilköy, Dikenli, Delihasanyurdu, Söğüt, Güzelyayla, Yukarı Selimli, Yayladamı, Sarıkız, Taşoluk, Akmağara, Çimenlik, Saraylı, Dikili, Yukarı Sazlıca, Aşağı Sazlıca, Kozdere, Karaköcek, Uğurlu, Işıklı, Hacılar, Dereköy, Davulku köylerinden
(basın)
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
H.D
Yer:
Ankara
Tarih:
25 Ocak 2012, Çarşamba 17:13
|

Değerli dostlar, siteye yazılan güzel şiirleri okudukça ve o günlerin havasını teneffüs ettikçe insan gerçekten duygulanıyor. Acaba ben de bunlar gibi bir şiir yazabilir miyim diye arada bir düşündüm. Lakin, yazılan şiirlerin güzelliği ve duygusallığı karşısında pes edip kendi kendime bunun mümkün olamayacağını söyledim. Yine de bilgisayarın başına geçip bir şeyler karalarsam acaba şiire benzer bir şey ortaya çıkar mı düşüncesiyle aşağıdaki mısraları yazdım. Bu yaştan sonra bizi de şiir yazmayı denemeye zorlayan dostlarımıza teşekkür ediyorum. Bu dizeleri eskiyi yad etmek adına hayatı yokluk ve çileler içerisinde geçen, dünya iyisi rahmetli Fadime ebeme ithaf ediyorum. Onu anmak için de iyi bir vesile oldu diye düşünüyorum. Allah hepsinin mekanlarını Cennet eylesin. Bu dünyada çektikleri sıkıntıların karşılığını öbür dünyada mükafatlandırılarak görürler inşallah. Selam ve saygılarımla..
DOĞANLI YAYLASI
Dinleyin dostlarım şu ahvalimi,
Arz edeyim size hali-i pür melalimi.
Doğanlı derlerdi bizim yaylaya,
Giderdik bazen gülerek, bazen ağlaya.
Er vakitte giderdik körpe yaymaya,
Fadime ebem başlardı yayık yaymaya.
Keçi kılından örülürdü azık torbamız,
Yünden ve kıldan örülürdü kışlık urbamız.
Keçiler yerlerdi yaprağı, koyunlar otu,
Çobanımız köremezden sağardı sütü.
Üç gün üç gece kalınırdı dağda, arhaçta,
Üşümek nedir bilmezlerdi boranda kışta.
Ne üstlerinde doğru dürüst bir giyecek,
Ne torbalarında vardı bir şey yiyecek.
Ekşili ekmeğe sürülürdü güzelim kaymak,
Isıtıp yenince mümkün müydü tadına doymak?
Baharda yağardı yağmur, sağanak sağanak,
Ekinlerin boyu neredeyse insanı yutacak.
Harman zamanı yasaktı yatmak uyumak,
Yoktu öyle esen rüzgarı boşa harcamak.
Ekilirdi haşhaş en verimli tarlaya,
Çiçek tarlasına gidilirdi güle oynaya.
Vurulurdu haşhaşlar, çıkardı afyon,
Satılırdı okkası bazen yirmi, bazen on.
Gülerdi yüzler, bol olunca hasılat,
Alınırdı herkese urbalar, kat kat.
Peynir, kaymak, yağ külek külek,
O günleri yeniden mümkün mü görmek?
Doğanlı anlatmakla inan ki bitmez,
Dostlarım bu hasret bizlerden gitmez.
Yayla yaşantımız işte bundan ibaret,
Arzu eden alacaktır inan çokça ibret
25 Ocak 2012 ANKARA-H.D
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KAYISI UYGUNLUK BELGELENDİRME KURUMU (KAK) AKREDİTE OLDU
Yer:
Malatya
Tarih:
25 Ocak 2012, Çarşamba 13:01
|

KAYISI UYGUNLUK BELGELENDİRME KURUMU (KAK) AKREDİTE OLDU
Malatya Valisi Doç. Dr. Ulvi SARAN'ın öncülüğünde Kayısı Uygunluk Belgelendirme Kurumu (KAK) oluşturularak, Akredite olmak için, Türk Akreditasyon Kurumuna (TÜRKAK) başvuru yapılmış, yapılan değerlendirmeler sonucu Kurumun başvurusu kabul edilerek kurum akredite olmuştur.
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Vali SARAN "Malatya, yıllık 400.000 tonlara ulaşan yaş kayısı üretimi ve 100.000 tonun üzerinde kuru kayısı üretimi ile Dünya kayısı pazarında söz sahibidir. Malatya'da kayısı yetiştiriciliğinin uzun geçmişine karşılık; kayısının gerek üretim koşullarında, gerek bu sektörde faaliyet gösteren aktörlerin sık sık dile getirdikleri sorun ve şikâyetlerde ve gerekse de bu sorunlara karşı ileri sürülen çözüm önerilerinde önemli bir değişiklik yapılmadan günümüze gelinmiştir. Geleneksel yöntemlerle yetiştirilen, kurutulan ve saklanan kayısıda hijyen ve kalite koşullarının istenilen seviyeye getirilmesi; kayısının tüm aşamalarında kullanılacak bir standartlar dizisi oluşturulması, günümüz piyasa koşullarında son derece önemlidir. İnsanların bilinçlenmesiyle birlikte tüketici tercihleri değişmiş, tüketiciler nihai ürünle birlikte, ürünün üretim aşamalarını da sorgulamaya başlamışlardır. Kısaca günümüzde çevre ve insan sağlığını esas alan ve ürünün hangi koşullarda üretildiğinin belgelendiği "Gıda İzlenebilirliği" ön plana çıkmaktadır.
Kayısı sektöründe yaşanan sorunların geldiği bu noktada, sorunlara hep olageldiği gibi, bildik çözüm yolları önermek yerine; yeni ve egemen küresel ekonomik yapıya uygun, sürdürülebilir çözüm önerileri geliştirilmesi zorunluluktur. Tüm bu düşüncelerden hareketle, kayısının fidan dikiminden başlayıp pazarlama aşamasına gelinceye kadar devam eden tüm aşamalarında, belli bir standardizasyonu sağlayarak, sektörün daha etkin ve verimli hale gelmesine katkı sağlamak amacıyla Valiliğimiz öncülüğünde "Kayısı Uygunluk Belgelendirme Kurumu" kurulmuştur. Kayısı Uygunluk Belgelendirme Kurumu (KAK), uluslararası alanda kabul gören ilkelere bağlı kalarak öncelikle kayısı üretim koşullarına yönelik standartları oluşturmuştur. Bu standartlar kayısının çok daha kaliteli ve hijyenik olmasını sağlayacağı gibi; belirlenen standartlara uygun üretim yapan üreticileri, işletmeleri ve aracı kurumları diğerlerinden ayırarak ayrıcalıklı hale getirecektir. Bu ayrımı gerçekleştirmek üzere KAK, Türk Akreditasyon Kurumu'ndan aldığı yetkiyle, "TS 485 Kuru Kayısı ve TS 3690 Kayısı Çekirdeği" standart ve kriterlerinde uluslararası geçerliliği olacak şekilde ürün belgelendirmesi yapabilecektir. Bu çok önemli bir gelişmedir. Standardizasyon sisteminin yerleşmesi sürecinde kayısı ile ilgisi olan tüm kesimlere önemli görevler düşmektedir.
Kuru Kayısı (TS485), Kayısı Çekirdeği (TS 3690) ve Kayısı Üretim Kriterleri başlıkları altında gönüllülük esasına göre, akredite olmak isteyen üreticilerimizin bahçelerine "Turuncu Bayrak" vererek başlatılacak belgelendirme sürecinde, her aşama belirlenmiş kriterlere uygunluk bakımından denetlenecek ve bu süreç sonunda elde edilen kayısı ve kayısı türev ürünlerinde uluslararası kabul gören "kalite" düzeyi yakalanmış olacaktır. Belgelendirme sürecinin hayata geçirilmesi ve sektörde yaşanan sorunlara çözüm olabilmesi ancak ve ancak; üreticilerimizin, ihracatçılarımızın ve sektördeki diğer aktörlerin çalışmaları benimsemesiyle mümkün olacaktır.
Belgelendirme sisteminin kabul görüp, benimsenip, işlerlik kazanması ile;
- Malatya kayısısının prestiji, rekabet edebilirliği ve pazar payı artacak,
- Malatya kayısısının markalaşmasına katkı sağlanacak,
- Kayısı üretimine bir standart getirilmesi sonucu üretimde kalite artacak,
- Üretimde kalite ve hijyen gibi koşulları yerine getiren üretici ve işletme diğerlerinden ayrılacak ve önümüzdeki yıllarda kurulması muhtemel olan Uluslararası Kayısı Borsası'nın altyapısını oluşturacak,
- Kayısıda ürün ve üretim aşamalarının uluslararası geçerliliği olacak şekilde standardizasyona bağlanması ve belgelendirilmesi ile birlikte İlimiz ekonomisinin temel dinamiği olan kayısı üreticiliği ve ticaretinde önemli mesafeler alınacaktır.
Malatya kayısısının kalitesini ve izlenebilirliğini artırarak, Dünya'da gelecekte de ilk sırada yer almasını sağlayacak bu kriterlerin, İlimize ve ülkemize önemli katkılar sağlayacağına dair inancım tamdır. Sektörde faaliyet gösteren her kesimin bu belgelendirme sürecine sahip çıkmasını ve desteklemesini önemle rica eder; üreticilerimize ve sektörde faaliyet gösteren tüm hemşehrilerime selam ve sevgilerimi sunar; sağlık, mutluluk ve çalışma alanlarında başarılar dilerim" dedi.
(mlatya.gov.tr)
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Gani KARACA
Yer:
Kocaözü
Tarih:
25 Ocak 2012, Çarşamba 09:42
|
Türkiye Bilardo müsabakalarında İlimizi temsil eden Kardeşimiz Tuncay YILMAZA Başlarılar Diliyorum.
Gani KARACA
Belediye Başkanı
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Yukarı Köyden
Yer:
Diğer
Tarih:
25 Ocak 2012, Çarşamba 00:50
|

Ne Güzel Çocuktuk
Sahi usta ne güzel çocuktuk biz.
Belkim asbapsız
Belkim ekmeksiz,
Şansız şöhretsiz
Belkim gösterişsiz,
Emme ne güzel çocuktuk.
Acıyorum şimdiki çocuklara
Sahte oyun oyuncaklarıyla
Özsüz, dilsiz, emeksiz.
Her daim çocukluk vardır lakin,
En güzel bizimkiydi masum edepsiz.
Elde defter kitap,
Sınavlardan düşmüş bitap.
Apartmanda mapus.
Ana babadan dolu hitap.
Yazıktır günahtır
Doldurmuş zati istiap
Ne güzel çocuktuk be usta,
Ne güzel çocuktuk.
Yeyüzünde kar
Toprakta konuk,
Cam ardında çocuk.
Can çeksede yürekler,
İmkan yok içler buruk.
Yavrum , köyde olsaydık,
Coşup Çatala koşardık.
Ayakta bulursak iskarpin,
Yahut karasından Ankaralık.
Başta orlonundan bir başlık.
Olursa gübre naylonundan,
Elde bir de güzel çarık. Ooohh
Bulamadın mı çarık,hayıflanma,
Kap bir naylon leğen
Çataldan olmazsa eğer,
Yamaçta pistlerden pist beğen.
Kardeş arkadaş yeğen,
Kayar eğlenirdik hep birden.
Ne güzel çocuktuk be usta
Ne güzel çocuktuk,
El ayak buz tuttuk
Dördüncü köşesinde zevkin
Yorulma acıkma nedir , unuttuk.
Vaktin adı hasit ,
Erceden akşam olmuş.
Dedem kapıda elde yılgın çubuğu,
Merhameti unutmuş.
Rahmetli, olsada canıma okumuş,
Yinede yine de ne güzel çocuktuk.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Kocaözü Kasabası Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu
Yer:
Malatya
Tarih:
24 Ocak 2012, Salı 15:59
|

Saygıdeğer Halil abi derneğimiz yönetim kurlunun on gün önce yapmış olduğu yönetim kurulu toplantısında dergi ve şiir kitabı ile ilgili konular görüşülmüştür.Takvimimizin hazırlık aşaması ve basım dönemi 15 günlük bir zamanımızı aldı.Tabi dergi ve şiir kitabı hazırlıkları ve resmi prosedürleri çok daha farklı bunun zeminini hazırlamaya çalışıyoruz.Sizlerin desteği ile daha güzel çalışmalar ve faaliyetler yapılabilecektir.
Ayrıca dün yapmış olduğumuz genel toplantımıza katılan ve katılamayıp bizleri haberdar eden köylülerimize teşekkür ederiz.Toplantımızda almış olduğumuz karar ile bundan sonra her ayın 15 inden sonraki ilk perşembe günleri akşamında yeni dernek yerimizde genel toplantılarımız devam edecektir .Toplantılarımızda oluşan gelirler,aidatlar ve bağışlarımızı çok kısa sürede köyümüz öğrencilerine eğitim bursu olarak aktarılacaktır.Lütfen bu konuda desteklerinizi esirgemeyiniz.Dernek hesap numaralarımız istenildiği taktirde sizlere iletilecektir.
NOT:Takvimlerimizden 500 adet bastırılmıştır.Dün toplantımız sonrası 310 tanesi dağıtılmış bulunmaktadır.İl dışında olan köylülerimizin adresleri yönetim kurulu üyemiz Metehan BAYRAM tarafından telefon ile aranılarak tespit edilerek kendilerine kargo yoluyla iletilecektir.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
İbrahim KARACA
Yer:
İçel
Tarih:
24 Ocak 2012, Salı 11:56
|
Selam Halil Ağabey;
Hatırlar mısın bilmem. 1970 li yılların başı (1971 veya 1972). Siz, ben ve Yılmaz çiğdemin bol olduğu bir günde, ağhoreylediğimiz kuzuları köse koyduktan sonra, elimizde ganguçlarımızı alıp Sıh Goyah a çiğdeme gittik. Yemlik diyerek yediğim acı bir ottan sonra epeyce ağladım. O gün topladığın tatlı çiğdem ve burçalıkların birçoğunu ağzımın acısı geçsin diye bana yedirdin.
Tüngüldemek/tüngürdemek (tingildemek/tingirdemek) = Yörep (bayır) aşağı kontrolsüzce (düşe-kalka, zıyparak veya ayakları birbirine dolaşırcasına) hızla koşmak.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
UTKU BAYRAM
Yer:
Diğer
Tarih:
23 Ocak 2012, Pazartesi 18:47
|
bu sene saya varmı hemsolar))))))))
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Halil Doğan
Yer:
Ankara
Tarih:
23 Ocak 2012, Pazartesi 15:04
|

Biz neymişiz be abi!
Siteye zaman zaman şiirler yazılırdı. Son dönemde çok güzel şiirler döktürüldü. Genel olarak Kocaözü insanının 30-40 yıl önceki yaşantısından esintilerin yer aldığı ve Kocaözü lehçesi diyebileceğimiz bir dille yazıldı. Eminim yeni kuşak gençlerimizin bir kısmı bazı kelimeleri anlayamayıp anne veya babalarına sormuşlardır. Mesela, birisi babasına sormuştur, baba gağguç ne demek diye. Bir diğeri de eminim annesine sormuştur, anne, ağhorey ne demek diye. Ne güzel dilimiz, ne güzel lehçemiz varmış değil mi? Mesela ben desem ki, Sıh Goyahtan aşşaya bir tüngüldüm sorma gitsin. Eminim çocukların büyük çoğunluğu, hatta bazı orta yaş insanlarımız bile bunu anlamakta zorluk çekerler. Zira, sitede yer alan mahalli kelimeler dosyasında bile yer almamış. Ama ben eminim ki bunu okuduktan sonra İbrahim, Cengiz, Yılmaz tüngülmek kelimesini gayet güzel hatırlayacaklardır. Tespit ettiğim bir başka önemli husus, 30 sene öncesinden geriye doğru geçen zaman sürecinde yaşananlar, yoksullukla mücadele şeklinde geçen zorlu zamanlar, babalarımızın, dedelerimizin ve kısmen de bizim kuşağın tanık olduğu olaylar, ruhumuzun derinliklerinde silinmez izler bırakmış. Yayla hayatının o dönemi yaşayanlar üzerindeki etkisi ve bıraktıkları izler eminim daha çok seneler hafızalardaki tazeliğini koruyacaktır. Hele de böyle güzel şiirlerle anlatıldığı ve bir de kitaplaştırıldığı zaman çok güzel bir kaynak eser olacaktır diye düşünüyorum. Ne dersiniz gençler, belki bir şiir kitabını dolduracak tek kişiye ait yeterince şiir olmayabilir. Lakin, bir çok yazarımızın şiirlerinden bir şiir kitabı meydana getirmek son derece kolaydır. Bu konuda derneğimiz bünyesinde üç kişilik bir komisyon (şiirleri derleme ve düzenleme işinden sorumlu) kurulabilir. Bu komisyon, arkadaşlarımızın şiirlerini bir havuzda biriktirir ve yeterli sayıya ulaşıldığında içlerinden bir eleme de yaparak bunları bir şiir kitabında toplayabilirler. Hadi kitabın ismini de ben teklif etmiş olayım, Kocaözünden Esintiler. Kitabın satışından elde edilecek gelir de derneğimize bağış olarak alınır ve halen yapmaya çalıştıkları üzere öğrencilerimize burs ve öğrenim desteği olarak kullanılabilir.
Herkese en derin sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum..Saygılarımla..
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Organik Tarım yapan çiftçilerin desteklenmesine yönelik ...
Yer:
Malatya
Tarih:
23 Ocak 2012, Pazartesi 14:20
|

Organik Tarım Ödemeleri
Organik Tarım yapan çiftçilerin desteklenmesine yönelik 2011 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin 2011/1430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 24//02/2011 tarihli ve 27856 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen bir tarımsal üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve gıda güvenliğinin sağlanmasına yönelik organik tarım yapan çiftçilerin birim alan üzerinden desteklenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan, organik tarım destekleme çalışmalarında görev alacak kurum ve kuruluşların belirlenmesi, organik tarım faaliyetinde bulunan çiftçilere destekleme ödenmesi ile ödemeye ilişkin usul ve esasları kapsayan 2011/47 Nolu Tebliğ, 28.10.2011 tarih ve 28098 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2011/47 sayılı Tebliğe göre başvuru tarihleri, Organik Tarım Desteğine başvurabilecek çiftçiler, ödemeye esas araziler ve dekar başına yapılacak destekleme tutarı aşağıda belirtilmiştir.
OTD ödemesinden faydalanmak isteyen çiftçiler, 30/1/2012 tarihinden itibaren 9/3/2012 günü mesai saati bitimine kadar OTD başvuru dilekçesi ve uygunluk belgesi ile ÇKS de kayıtlı oldukları il/ilçe müdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir. Uygunluk belgesini başvuru tarihi sonuna kadar getiremeyen çiftçilerin başvurusu alınır. Ancak, bu durumda olan çiftçilerin bu belgeyi 30/3/2012 tarihine kadar teslim etmeleri için ek süre tanınır. Verilen ek süre sonunda uygunluk belgesi olmayan çiftçi desteklemeden yararlandırılmaz.
Ödeme Yapılacak Çiftçiler:
1-OTD ödemesi, Organik Tarım Yönetmeliğine göre organik tarım yapan, ÇKSde 2012 üretim sezonu ile OTBİS icmali-1de ve OTBİS icmali-2de de kayıtlı olan ve bu Tebliğde OTD uygulamaları ile ilgili belirtilen usul ve esaslara göre başvuru yapan çiftçilere yapılır.
2- OTBİS icmali-1de kayıtlı olup, mücbir sebeplerle organik tarım faaliyeti sona eren çiftçinin faaliyetini devam ettiren OTBİS icmali-2de kayıtlı birinci derece yakını çiftçiye veya faaliyeti sona eren çiftçinin ortağı olduğu tüzel kişiye de, İl Tahkim Komisyonunca uygun bulunmak şartıyla yapılır.
Ödemeye Esas Araziler
1- OTD ödemesi, Organik Tarım Yönetmeliğine göre organik tarım yapılan OTBİS icmali-1de ve OTBİS icmali-2de kayıtlı aynı araziler ile ÇKSde 2012 üretim sezonunda da kayıtlı arazilere yapılır.
2- OTBİS icmallerinde kayıtlı yetkilendirilmiş kuruluşça kontrolü yapılmış ve Yönetmelik hükümlerine göre uygun bulunmuş tarım arazilerinden desteklemeye uygun bulunan arazilere yapılır.
3- OTBİS icmali-1in alınış tarihi olan 9/5/2011 tarihinden 30/1/2012 tarihine kadar, en az 7 ay süre ile OTBİSde kayıtlı olarak kalan arazilere yapılır. Bahsi geçen sürenin belirlenmesi elektronik ortamda Bakanlık Bilgi İşlem Merkezi tarafından yapılır.
4-OTD ödemesi, OTBİS icmali-1de kayıtlı olup, mücbir sebeplerle organik tarım faaliyeti sona eren çiftçilerin, OTBİS icmali-1de kayıtlı arazilerinden organik tarım faaliyeti devam etmek kaydı ile OTBİS icmali-2de kayıtlı olan aynı arazilerden İl Tahkim Komisyonunca uygun bulunan arazilere de yapılır.
Söz konusu Tebliğ kapsamına giren üreticilere dekar başına yapılacak destekleme ödemesi 25 TL dir.
Kamuoyuna duyurulur.
Tarım İl Müdürlüğü
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
İSMET DOĞAN
Yer:
İstanbul
Tarih:
23 Ocak 2012, Pazartesi 12:19
|
Çok sevdiğim canım emmoğlum , kardeşim İskender geçirmiş olduğun rahatsızlığın acil şifa bulması dileğiyle geçmiş olsun.Aman emmoğlu dikkat et kendine daha seninle çok işlerimiz var .Sen bize lazımsın aman dikkat.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Savaş Avcu
Yer:
Malatya
Tarih:
22 Ocak 2012, Pazar 20:48
|
Ramazan Fazıl ve Sevda kardeşimize ömür boyu mutluluklar dilerim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
mira çelik
Yer:
Balıkesir
Tarih:
22 Ocak 2012, Pazar 17:44
|
DÜĞÜNÜNÜZE KATILMAYI ÇOK İSTERİM. ,NŞALLAH ORDA OLACAĞIZ AİLEM İLE BİRLİKTE. TEŞEKKÜRLER...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
İlyas DOĞAN
Yer:
Kayseri
Tarih:
22 Ocak 2012, Pazar 15:04
|
Çok sevdiğim ve saydığım canım emmoğlum İskender DOĞAN'ın geçirmiş olduğu rahatsızlığı yeni öğrendim.Çok geçmiş olsun diyoruz.Aman emmoğlu aman dikkat et kendine...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Kocaözü Kasabası Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu
Yer:
Diğer
Tarih:
22 Ocak 2012, Pazar 12:41
|
Sayın site takipçileri,üyelerimiz ve köylülerimiz 23.01.2012 pazartesi günü saat 18.00 da Olimpiyat Hekimhanlılar Kıraathanesinde (Ramazan YİĞİT kahvesi ) derneğimizin yeni yönetim kurulunun ilk genel toplantısı yapılacaktır.Toplantımıza katılımlarınızı özellikle bekliyoruz.Önerilerinizi ve şikayetlerinizi bizlere iletmenizi bekliyoruz.
NOT:Toplantımızda çiğköfte ikramı yapılacak olup köyümüzün,köylümüzün ve derneğimizin tanıtımı için bastırılan takvimlerimizde dağıtılacaktır.
Toplantımızda bir çok konu konuşulacak fakat sadece bir tanesini buradan paylaşmak istedik.Cenazelerimizin arkasından 3 gününde verilen yemekler ile ilgili düşüncelerimizi toplantımızda paylaşacağız.Bu ve bunun gibi tüm konularda düşüncelerinizi ve cözüm önerilerinizi bizlerle paylaşmak için sizleride toplantımıza bekliyoruz
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hacı Yusuf BAYRAM
Yer:
Kocaozü
Tarih:
21 Ocak 2012, Cumartesi 20:14
|
DAVETİYE:
Sevda & Ramazan Fazıl,
Birlikteliğimizin sonsuza kadar sürmesi umudu ve dileğiyle, Ortak yaşantımıza adım atacağımız bu günümüzde bizimle birlikte olmanızdan mutluluk duyacağız.
Ailesi : Meryem & Alim ŞAHİN Nazife & Yusuf BAYRAM
Kına Tarihi: 21 Ocak 2012 Cumartesi saat 19.00 - 23.30 arası Kına yeri:Tunceli Nazmiye Sarıyayla Derneği Telsiz Mah.92.Sokak No 31-33 Zeytinburnu / İstanbul Tel: 415 78 62
Düğün Yeri : SARAY DÜĞÜN SALONU Yenidoğan Mah. 58.bulvar cad. Lale pasajı no:149 Zeytinburnu / İSTANBUL
Düğün Tarihi: 22 Ocak 2012 Pazar saat 19.00 - 23.00
İrt.tel (0212) 582 43 12 gsm:0533 475 53 65
TÜM HEMŞERİ VE HISIM-AKRABALAR DAVETLİDİR
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
bir başka KOCAÖZÜLÜ
Yer:
Diğer
Tarih:
20 Ocak 2012, Cuma 14:16
|

Çooook...,çok oldu,
Yayladaki tek göz ağıla göçmeyeli,
Koyunları kıra , çayıra sürmeyeli,
Kuzulara ağhorey demeyeli ,
İnan ki dostum çok oldu.
İş başında, baş soğanla aş yemeyeli,
Tarlada çüt sürmeyeli,tapan vurmayalı,
Önlükten toprağa tohum sepmeyeli,
İnan ki azizim çok oldu.
Hozan üstü, örmeyle şelek almayalı,
Dirgenle, kayışlı patoza sap atmayalı,
Harara, ayakla saman basmayalı ,
İnan ki üst adım çok oldu.
Çayırda tırpanla ot biçmeyeli,
Sarıkızın ahırdan sesini duymayalı,
Yolda,yük altında eşeği yatırmayalı,
İnan ki dostum çok oldu.
Geceleri dam üstünde yatmayalı,
Evden yaylaya yayan gitmeyeli ,
Yürürken çamura çipele batmayalı ,
İnan ki azizim çok oldu.
Harık çekip köslüyle bahçe sulamayalı,
Ayağıma bıtırak,elime diken batmayalı ,
İki üvez, bir sivriyle kardeş olmayalı,
İnan ki üst adım çok oldu.
Baharın kırda parlayan navruzu görmeyeli,
Ganguçla topraktan çiğdem sökmeyeli ,
Kengeri kanatıp,sütünü sakız etmeyeli,
İnan ki dostum çok oldu.
Gece vakti bahçeden hıyar yolmayalı,
Evçeride taze ekmekle dürmeç yapmayalı,
Aşağı damda çul çuval dokunmayalı ,
İnan ki azizim çok oldu.
Köyden şehre göç edeli çok oldu.
Dün yaş onbeş di şimdik ondan çok oldu.
Dileğim bir satırdı,bilmem ki birden ne oldu.
İnan ki dostum çok oldu.
Kötü günümüz ,ey günümüzden çok oldu.
Köy hakkında işittiklerim az idi, çok oldu.
Oy,seçim diyenler,canı cana küs edenler.
Vallah, sussunlar gayri, yetti artık çok oldu.
Yusuf ÖZKAN
(bu şiir Yusuf ÖZKAN kardeşimizden izin alınmadan bu gün buraya yazılmıştır. Kendisine buradan selamlarımızı iletiyoruz)
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
İbrahim KARACA
Yer:
İçel
Tarih:
20 Ocak 2012, Cuma 09:59
|

Çocuklarımızın yarıyıl karnelerini tebrik ediyor, ikinci yarıyıl çalışmalarında başarılar diliyorum. Ayrıca velilerimizin de Ülkemizin önde gelen usta eğitimcilerinden Doğan CÜCELOĞLU nun benzer bir konu ile ilgili yapmış olduğu Muhteşem Analizini sıkılmadan okumalarını tavsiye ediyorum. Çünkü bu analizde makam, mevki ve para olmadan da çocukların nasıl mutlu edilebilineceğini, mutlu çocuğun da nasıl başarılı bir birey olabileceğinin tespiti yapılıyor.
BİR İNSANIN ANAVATANI
Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi,
- Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:
- Hayrola, neden elimi öpmek istedin?
Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.
Ne oldu, nasıl oldu?
Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, "Bir insanın anavatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır."
Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti:
- Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, "Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır." Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm. Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam?
Hayır, neden?
Çünkü onu görünce hemen şu soruyu soruyordum. "Oğlum bugün ödevini yaptın mı?" Tuhaf tuhaf bakıyor, gözünü kaçırıyor, daha da sıkıştırınca, hayır anlamına gelen, "cık" sesini çıkarıyordu. Kızıyordum, söyleniyordum, "Niye yapmıyorsun ödevini!" diyordum. Aramızda sürekli tartışmalar, sürtüşmeler oluşuyordu. Tabii bunun sonucunda bütün aile huzursuz oluyordu.
Burada biraz sustu, soluklandı. Sanki hatırlamak istemediği anılar vardı; onların üstesinden gelmeye çalışıyordu. Sonra konuşmaya devam etti:
- Ben sizin seminerinizden çıktıktan sonra düşünmeye başladım. "Ben ne biçim babayım," diye kendime sordum. Seminer için geldiğim İstanbul'dan çalışma yerim olan Kayseri'ye gidinceye kadar düşündüm; otobüste bütün gece düşündüm ve sonra kendi kendime dedim ki, eşimle konuşayım, biz birlikte bir karar alalım. Diyelim ki bu çocuk isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama doya doya çocukluğunu yaşasın.
Radikal bir karar!
Evet, uçta bir karar, ama bu karar içime çok iyi geldi, Hocam. Gerginliğim, üzüntüm gitti, içim rahat etti. Ben eve gelince eşime dedim ki, hadi gel otur, konuşalım. Yemekten sonra oturduk konuştuk, çocuklar yattı biz konuşmaya devam ettik. Seminerde anlatılanları aktardım, böyle böyle böyle diye izah ettim ona ve en nihayet dedim ki, ya benim gönlümden ne geçiyor sana söyleyeyim. Bizim oğlumuz var ya bizim oğlumuz, o isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama çocukluğunu yaşasın! Şimdiye kadar onun çocukluğunu yaşamasıyla ile ilgili pek bir çaba göstermedik, bir bilinç göstermedik, oluruna bıraktık. Gel şimdi değiştirelim bunu.
Eşiniz ne dedi?
Hocam biliyor musun ne oldu?
Ne oldu?
Karım hayretle bana baktı ve dedi ki, "Bu ne biçim seminer be! Kim bu adam? Öyle şey mi olur; yok bizim ki çocukluğunu yaşayacakmış! Bizim çocuk çocukluğunu yaşarken öbürküler sınıflarını geçecek ilerleyecek! Öyle şey olmaz."
Anlıyorum; anne olarak çocuğunun geride kalmasını istemiyor, kaygılanıyor!
Fakat hocam ben pes etmedim, bırakmadım, mücadeleye devam ettim. Her gün, her akşam gece yarılarına kadar karımla konuştum. Üç gecenin sonunda bana, peki ne halin varsa gör, dedi.
Pes etti, yani. Peki, sen ne yaptın?
İşte onu dediği günün sabahı eşofmanımı, ayakkabımı şöyle kapının yanına bıraktım işe gittim; işten dönünce oğlumun gözüne baktım ve dedim ki, oğlum bugün doya doya oynadın mı? Bana hayretle baktı ve "Hayır!" anlamına gelen "cıkk" dedi. O zaman, hadi gel beraber aşağıya ineceğiz, oynayacağız, dedim. Eşofmanımı giydim, ayakkabımı giydim, onunla beraber sokağa çıktık. Pencereden arkadaşları bakıyorlarmış, onlar da sokağa çıktılar; birlikte sokakta oyun oynadık. Akşam saat altıdan sekiz buçuğa kadar sokaktaydık. Eve gelince toz toprak içindeyiz, beraber banyoya girdik, duş yaptık. Havluyla kuruladım, çok mutluyduk ve o günden sonra işten dönünce her gün onunla oynamaya başladım. Her gün, her gün, her gün oynadım. Yedi gün sekiz gün sonraydı galiba, bir gün banyodan çıkarken onu kuruluyorum havluyla, kolumu tuttu, bana döndü ve dedi ki, baba ya, ben seni çok seviyorum. Hocam nefesim durdu, gözüm yaşardı, konuşamadım. Çünkü farkına vardım ki, şimdiye kadar sevdiğini hiç söylememişti. Düşündüm, şimdiye kadar hiç söylemediğinin farkında değildim; belki ömür boyu söylemeyecekti. "Ne büyük tehlike!" diye düşündüm. Ömür boyu onun bana bu cümleyi söylemediğinin farkında olmayacaktım.
Demek farkına vardın, seni kutlarım. Senin farkına vardığın bu durum birçok anne ve babanın farkında olmadığı gizil, örtük ama önemli bir tehlike!
İçimde bir şükür duygusu, havluyla çocuğumu kuruladım ve giydirdim ve artık her gün oyun oynamaya devam ettik. Zaman geçti, iki hafta sonra okul, öğretmen veli buluşması için okula davet etti. Daha önceki veli buluşmalarında öğretmen, "Sizin oğlunuz akıllı bir çocuk, ama ödevleri kargacık burgacık yazıyor, dikkat etmiyor. Sınıfta arkadaşlarını rahatsız ediyor, onları itiyor kakıyor, lütfen onunla konuşun. Ödevlerine ilgi gösterin, sınıfta arkadaşlarını rahatsız etmesin. Ödevlerini doğru dürüst yapsın," demişti. O nedenle öğretmen buluşmasına gitmekten çekiniyordum. Bu davet gelince ben eşime dedim ki, hadi okuldaki buluşmaya beraber gidelim! Yok, dedi, sen tek başına gideceksin, ben gelmeyeceğim.
Eşiniz gelmek istemedi!
Hayır istemedi. Ya beraber gidelim, diye ısrar ettim hayır hayır sen yalnız gideceksin dedi. Ben yalnız gittim ve diğer veliler geldikçe sıra bende olduğu halde sıranın arkasına geçtim, sıranın arkasına geçtim ki başka kimse olmadan öğretmenle konuşayım, diye. Mahcup olacağımı düşünüyordum. Her şeyin daha kötüye gittiğini düşünüyordum. En nihayet bütün veliler öğretmenle konuşmalarını bitirip gittiler. Sıra bende! Öğretmenin karşısına geçtim, bana baktı gülümsedi, siz ne yaptınız bu çocuğa, dedi. Hiç cevap vermedim, önüme baktım. Lütfen söyleyin ne yaptınız bu çocuğa, dedi. "Çok mu kötü hocam?" diye sordum. Gülümsedi, hayır, kötü değil, dedi. "Artık sınıfta arkadaşlarını hiç rahatsız etmiyor, ödevleri iyileşti, tam istediğim öğrenci oldu. Ne yaptınız bu çocuğa siz?"
Herhalde bir baba olarak çok mutlu oldunuz?
Hocam biliyor musunuz öğretmenin karşısında ağlamaya başladım. İnanamıyordum kulağıma, içimden, vay evladım, biz sana ne yaptık şimdiye kadar, duygusu vardı. Eve geldim, karım yüzüme baktı, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı. "O kadar mı kötü?" diye sordu. Ona da cevap veremedim Hocam, ona da cevap veremedim! Ağladım. Daha sonra anlattım. Hocam onun için sizin elinizi öpmek istedim, teşekkür ediyorum. Benim oğlumun ve onun küçüğü kızımın hayatını kurtardınız. Ailemin mutluluğu kurtuldu. Hakikaten bir insanın anavatanı çocukluğuymuş. Anavatanı mutlu olan bir çocuk çalışmasını, okulunu her şeyini bütün gücüyle yapar ve orada başarılı olurmuş.
"Gel seni yeniden kucaklayayım!" dedim. Kucaklaştık.
"Çocuklar Gülsün diye!" yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur. Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler. Büyükler mutlu olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler.
Çocukların gülmesine hizmet veren herkese selam olsun!
Doğan CÜCELOĞLU
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Mikail ÇINAR
Yer:
Malatya
Tarih:
20 Ocak 2012, Cuma 09:47
|
MUHTARIM RABBİM HAKKINIZDA İKİ TARAFLI HAYIRLI EYLESİN GENÇLERE MUTLULUKLAR DİLER RABBİM UZUN ÖMÜRLER VERSİN RABBİM DÜĞÜNÜNÜZ HAYIRLI OLSUN
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Omer Faruk
Yer:
Ankara
Tarih:
19 Ocak 2012, Perşembe 23:30
|
Bir memleket aşığı ve şiir dostu olarak Ahmet Murat Ve Ekrem EKİCİ yi kutlar,tebrik eder güzel şiirlerinin devamını dilerim .
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ekrem Ekici
Yer:
Kocaözü
Tarih:
19 Ocak 2012, Perşembe 22:54
|

- Kuşak Farkı -
Evelden mektuplar çok geç gelirdi,
Şimdi zamanede tezinen geldi.
Şeeri bazarı kim, ne bilirdi,
Maşallah dünyayı gezinen geldi.
Gurbetteki helbet sılayı özler,
Ama sezdirmeden içinde gizler.
Memleketten güzel bir haber gözler,
Bu defa haberler sözünen geldi.
Kışları o eski karlar yağmıyı,
Yiği yetme davar,inek sağmıyı,
Nüfuslar azaldı çocuk doğmuyu,
Göçüldü, çekildi,sizinen geldi.
Cöggenekle loğdan çıkan o sesi,
Yorulmuş zorunan çıhar nefesi,
Son model araba, o kimin nesi ?
Bir düdük çalarak, pozunan geldi.
Seğündüm aslında ne güzel günler,
Getsiğde gelmesiğ o kötü dünler,
Dağullu, zurnalı olan düğünler,
Gırnata,dömbelek,sazınan geldi.
Çemirledim kolu, çektim euzü,
Ya Allah diyerek,çarptım cevüzü,
Cevüz memleketi bizim Kocözü,
Çok şükür hasılat, güzünen geldi.
Çayınan çaynağın uzun arası,
Boyuna ortadan ahar deresi,
Yeter, geldi ayrıl manın sırası,
Bu garip bugünlük azınan geldi.
Fazla uzatmıyam, sizden biriyim,
Acizane bazı söze giriyim,
Mektubuma burda bir son veriyim
En kalbi duygular özünen geldi..
Not: Becerebildiğim kadar kendi ağzımızdan anlatmaya çalıştım,daha çok eksik olabilir. Anlaşılması Dileğiyle Selamlar...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
adil bayram
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Ocak 2012, Perşembe 12:55
|

Yemeniye kelik yoğurda katık
Bulgur pilavına aş derler bizde
Genç horoza celfin pilice ferik
Kümese yollarken kiş derler bizde...
Büyük bakraca satır küçükse sitil
Kerpiç duvardaki hatıla katil
Tohumlara bider fidana çitil
Büyük leğenlere teş derler bizde...
Kocamana iri ibriğe güğüm
Dünür isteyici ilmekse tüğüm
Rüşvete bartıl der şiire deyim
Rüya alemine düş derler bizde...
Mirasçıya hısım taksime paylaş
Huysuzlara vetsiz akrana taydaş
Hanıma küldöken flörte oynaş
Mendil sallamazla r hişt derler bizde
Az önce debiyak demine bayak
Kurnazlara kodduş kibara kıyak
Çukur taşa gaklık dağlara koyak
Yaz bahar eyyamı hoş derler bizde...
Bir dakika biti döven ise gem
Kız kardeşe bacı ağabeye ede
Güzel oluşa peh ilaçlara em
Su veren toprağa leş derler bizde...
Vereme ince ağrı öksürüğe çor
Merdivene süllüm konuşmaya şor
Meyile yörep acemiye tor
Bir kısım peynir var keş derler bizde...
Aşık deyişetçi buyur ise ne
Peki demek için kısa yoldur he
Kenarı oyalı baş örtüsüne
Bazan bürük bazan şeş derler bizde...
İhtimal ellaham hatırlamaya tamam
Biberli salçanın lakabı çaman
Gömlek için yelek kilota tuman
Söyledikçe vasfi coş derler bizde...
Begenecek hali tarif ederken
Arı sili, gökçek, peh derler bizde...
Unutma emi der şehre giderken,
Unutmam demezler eh derler bizde...
Amaleye ırgat yokuşa bayır
Çok bilmişe eke kolaya gayır
Bıkkınlığa ateh sevaba hayır
Üzüm reçeline teh derler bizde...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Turabi
Yer:
Aydın
Tarih:
19 Ocak 2012, Perşembe 10:59
|
Söz gider yazı kalır bilirim,
En güzel şiirleri sizden beklerim
Unutmayın sizsiniz benim pirim
Yazın da okuyalım heves edelim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Turabi
Yer:
Aydın
Tarih:
19 Ocak 2012, Perşembe 10:57
|
ÖZLEDİM
Unutmuş köyünü yolunu bilmez,
Sizler gibi hasretini çekmez,
Kimdir dedesi evini bilmez,
Torunu yolunu hepten şaşırmış.
Biri gün sayar varmak için köye,
Diğeri can atar söylemez eve,
Bayram gelse de bir düşsem köye,
Bir genç de var böyle şaşırmış.
İşten güçten bulamam fırsat,
Dünyanın derdine düştük, affet!
Seni unuttum sandın elbet
Beni de elbet işler şaşırmış.
Diyemem artık nefesim yetmez,
Kalem yazar da içim el vermez,
Yukardan aşşaya hasretim bitmez,
Adım yazarken harfler şaşırmış.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
bir KOCAÖZÜLÜ
Yer:
Ankara
Tarih:
19 Ocak 2012, Perşembe 08:11
|
NE HABER
Aldım mektubunu açtım zarfını,
Atlamadan okudum bir bir harfini.
Özlemişim, köydeki kışın keyfini,
Tipisinden, boranından ne haber.
Ölüm haktır, Rabbim rahmet eylesin,
Sağlarına hidayet, himmet eylesin.
Geride kalanlar, boyun eğmesin,
Göçeninden, kalanından ne haber.
Gönüller bir olsun, yollar bir olsun,
Olmasın ayrılık, eller bir olsun.
Hakkı zikreyleyen diller bir olsun,
Yitenlerden, bulanlardan ne haber.
Saymakla bitmez hasletiniz var,
Şeker, bal tadında sohbetiniz var.
Belki pek yakında kısmetimiz var,
Kar mı yağdı, yollarından ne haber.
Ahmet MURAT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Kocaözü Kasabası Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu
Yer:
Malatya
Tarih:
19 Ocak 2012, Perşembe 00:00
|
Sayın üyelerimiz ve köylülerimiz derneğimizin yeni adresi ATATÜRK CAD.SEZEN İŞ MRK.KAT :2 (Vip Malatyalılar seyehat üstü)olarak değiştirilmiştir.Derneğimiz yerleşim yerinin kira bedeli bir yıllık olarak peşin ödenmiştir.Bu nedenle aralık ayında eğitim bursu köyümüz gençlerine verilememiştir.Bundan dolayı üzüntülerimizi iletmeliyiz.Fakat bu ay eğitim bursu uygulamamız tekrar devam ettirilecektir.Bundan dolayı lütfen bizlere destek olunuz.Yardımlarınızı bekliyoruz.
Şikayet,istek ve dileklerinizi,ayrıca paylaşmak istediğiniz bilgi ve resimlerinizi lütfen kocader44@mynet.com adresine gönderiniz
NOT:Her ne sebeple ve kim olursa olsun köyümüzün tanıtımı,köyümüzün birlik ve beraberliği için çaba harcıyorsa,köyümüzü anılarımızda ve hatıralarımızda bile unutturmuyorsa,duygu ve düşüncelerimizin hareketlenmesine vesile oluyorsa teşekkür ederiz.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Kocaözü Kasabası Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu
Yer:
Malatya
Tarih:
18 Ocak 2012, Çarşamba 23:22
|
Sayın site takipçileri,üyelerimiz ve köylülerimiz 23.01.2012 pazartesi günü saat 18.00 da Olimpiyat Hekimhanlılar Kıraathanesinde (Ramazan YİĞİT kahvesi ) derneğimizin yeni yönetim kurulunun ilk genel toplantısı yapılacaktır.Toplantımıza katılımlarınızı özellikle bekliyoruz.Önerilerinizi ve şikayetlerinizi istiyoruz bekliyoruz.
NOT:Toplantımızda çiğköfte ikramı yapılacak olup köyümüzün,köylümüzün ve derneğimizin tanıtımı için bastırılan takvimlerimizde dağıtılacaktır.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
bir kocaozulu
Yer:
Ankara
Tarih:
18 Ocak 2012, Çarşamba 20:48
|
Ahmet MURAT isimli şair kardeşimizin kim olduğunu merak ediyoruz.Ankara'da bir öğretmen kardeşimiz olsa gerek.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
bir kocaözülü
Yer:
Diğer
Tarih:
18 Ocak 2012, Çarşamba 15:08
|
sayın kocaözülü hemşerilerim bu sene kış yarı etkinliği yapılacak mı?
|
| Yukarı |
|
| |
|
|